Bazı insanlar herşeyde korkar ürkerlerken bazılarıda geniş yaratılmış olurlar bunlar tevekküllü tiplerdir kadercidir olur olmaz şeylerde panik yapmazlar daha cesurdurlar diyebiliriz.herşeyden korkanlar grubunda mesela uçağa binmeye korkanlar,karanlıktan korkanlar ellerine
silah alamayanlar ufak bir borçtan verilen vadeli bir senetten korkanlar zelzeleden depremden korkanlar köpekten kediden hatta zararsız yazın sıcak günlerinde ortaya çıkan çat pat saga sola çarpan yöresel olarak haceli dedigimiz dönümsüz böcekten korkanlar sayın sayabildiginiz kadar bu korku çeşitlerini...genelde korku ve panik içinde yaşayanlar henüz çocukken yada bir anlatıdan yada bizzat olumsuzu yaşayarak etki altında kalmışlardır .mesela küçük bir çocuksunuz sizi haşin bir köpek kovalamış eger kovalarkende kazara sizide ısırmışsa bu şuur altına işlenir ömür boyu bu psişik travmanın etkisinde kalırsınız .artık tüm hayatınız boyunca en zararsız bir köpek cinsi olan sevimli bir finodan kaçar sığınacak ya bir delik yada güvendiginiz bir kişi ararsınız.ölümlerin çoğuda paniklemenin doğurduğu stresler sonunda olur.ailede veya bir yakınınızda kanser ve benzeri bir hastalık gördüğünüzde labil bir yaratılıştaysanız bu hastalığı üzerinize kondurur dehşet içinde doktora koşarsınız .doktor muayene sonucu sizde böyle bir şey yok dediginde dünyalar sizin olur hemen rahatlarsınız . Bazıları daha karamsardır onları ikna etmek mümkün olmaz bunlarda doktor doktor boş yere panikle dolaşır dururlar.biraz sakin large olalım her olay karşısında yelkenleri indirip paniklemeyelim.hikaye buya veba mikrobu ile corona virüsü yolda karşışaşırlar corona nereden geliyorsun diye vebaya sorar Bağdat'tan der veba 5000 can aldım oradan geliyorum.corona sana inanmıyorum mahvetmişin orayı ben duydum tam 60 bin can almışın dediginde inanma duyduklarına o 55 bin kişi veba paniğinden öldüler der veba yoluna devam eder .no panik diyorum bu günlerde geçecek önemli olan mutlak isolasyona devam.her hafif bir nezle her hafif bir boğaz ağrısı veya kas tutulması corona değildir geniş ve relax olalım...
9 Nisan 2020 Perşembe
8 Nisan 2020 Çarşamba
Doğduğum ev
Ülkemizde dogumlargenelde bahar aylarında olur bende 29 Nisan'da İsa Mahallesi Kürt sokakta bir Bir bahar günü amcamın hanımı kadriye ana dedigimiz 1.4 metre boyunda yumruk kadar cüssesi olan dengeli görgülü becerikli bir Hanımın ebeligi ile dünyaya gelmişim. adımında bu ebenin kocası benim amcamdan.amcamda çok dengeli vakur az konuşan okuma yazmayı okula gitmeden kendi kendine öğrenen biridir.samur aga lakablı bu kişi bu lakabı sarı kızılımı sakalından almıştır. anası onu samurum diye severmiş bizde onu çocuklar olarak çok sever ve sayar ona efendi baba derdik.bu arada rahmet ile anayım teyzemin kocası babamın bacanagı cin gibi akıllı iş adamı Mehmet soyışık 'a hep ağababa diye hitap ederdik?bu isim vermeler o yıllarda çok olurdu biraderler genelde bir evde beraber yaşar çoluk çocuk. Beraber büyür herkez birbirine tahammül eder güzel diyalog içinde olurlar tabii zaman zamanda sıkıntılar olur gelinler rekabetten olsa gerek kapışır gerilim artar çoçuklar birbirine düşer kavga eder biraderlerden küçük olana genelde bir kaç kap kacak eşya verilir kiralık küçük bir ev bulunur aile bölünür küçülürdü.ayrılıgın travması ve burukluk uzun sürmez atlatılırdı.dogdugum ev dibi çıkmaz olan kurt sokağın sonunda solda büyük kapısı hayatı olan büyükçe bir evdi,hayatta bir köşede yemeklerin piştirildigi bir Ocak vardı. hep oturup kalktığımız güneş gören duldada kış günleri sıcaklık oturma odası bir iki basamakla çıkılan sofa dedigimiz pek kullanılmayan büyükçe bir misafir odası ,oturma odasına yakın oldukça karanlık konumda bir kilerimiz vardı.kilerde büyük küp içinde bağın pekmezi yanında kalaylanmış bakırdan maştafa denen kupa asılıydı.kış günleri maştafayı küpe daldırır pekmez doldurur içerdik hep .kilerde bir köşede pervane deki bahçemizden gelen havuç yıgılı olurdu .rengi genelde mor oldugundan yedigimizde dudaklarımız hep morarırdı .oturma odasında iskemlede oturtulur bağın kuru kaysısı elma armut igde ,kuru üzüm çedeneli kavurga yenir büyükler konuşur bizde onları can kulağı ile dinlerdik. sonrada yatmaya giderdik .radiyo yok televizyon yok diz dize oturur göz göze bakışırdık...mahallenin kılık kıyafeti en düzgün olan kişisi çarşı agasıydı lacivert ,apoletleri olan resmi gösterişli takım elbisesine herkez imrenirdi.sokagımızda Ali çetin tayyare fabrikasında işçilik yapar sabah hep aynı saatte dakik olarak yürüyerek fabrikaya gider akşam saat 17 de çalan sirenle fabrikadan çıkar saat 17 .10 da evinde olurdu.ev halkı hanımı gelini ve çocukları onu kapıda mutlaka fire vermeden karşılandı.komşulardan berber Mehmet emmi hepimizin saçını bir iki dakikada modern makinası ile üçe vurur tıraş ederdi.tabir caizse kafamızı kabak ederdi. Köşe başında kasap Ali aga kaçak et keser eti çarşıda esnafa satardı. bize yakın bir evde filigin Mehmet aga denen yoksul yatalak hasta biri anası ile yıkık dökük bir evde Yaşar mahalleli sık sık yemek vs verirdi onlara .sokakta yine bize komşu kapalı çarşıda halıcı dükkanı olan hali vakti yerinde Salih efendi otururdu.komşuluk ilişkileri o yıllarda bambaşkaydı...
7 Nisan 2020 Salı
Pandemi günleri
Şaka gibi Çin'in wuhan kentinde başlayan covid pandemisine karşı çinlilerin aldıkları tedbirler karantina altına aldıkları şehirdeki disiplinli maskeli insanlar giriş ve çıkıştaki tavizsiz polis kontrollerini televizyonlarda izlerken ürkmüştüm bu tür bir salgın ülke hudutlarını fazla gecikmeden aşacaktı .TV de gördüğümüz wuhandaki 10 bin yataklı hastanelerin bir hafta gibi kısa zamanda hemenyapılma zarureti ve tedirginliğimi daha da artırıyordu. Dünyamız globalleşen haliyle milyonlarca insanın seyahat ettigi çalışmak için başka başka ülkelere gittiği büyük bir köy oldu bu asırda yaşadığımız bu yıllarda. Çinlilerde iş adamları olarak türist olarak başka başka ülkelerde ahçı olarak garson vs olarak çalışıyorlar Tabiki ülkelerinden pandemi yapan virüsü ya hasta olarak çokcada taşıyıcı olarak gittikleri diger ülke insanlarına götürecekler .nitekim Avusturya'nın dünyaca ünlü kayak diyarı tirode bir restoranda ahçı olarak çalışan bir Çinli virüsü buraya tirode taşıdı.dünyanın dört bir yanından buraya kayak yapmaya gelen tuzu kuru insanlar buradan aldıkları virüsleride ülkeleri Hollanda Almanya italya Fransa Ispanya ve Amerika'ya ya taşıdılar .bu sportif insanlar yörelerindeki insanlara virüsü bulaştırdılar derken ülkemizde yurt dışında çalışan 7 milyon insanımız var ülkeye gelen bunlar vede ümreden gelen hacılarımız yurda geldiler 11 Mart'ta covid belasının resmen türkiyedede görüldüğü resmen açıklandı.evvela paliyatif önleyici hafif tedbirler alındı hastalık tüm Türkiye'ye yayıldığında mecburiyetten65 yaş üstü ve 18 yaş altı insanlara sokağa çıkma yasağı getirildi.akdeniz insanı ortadoğu insanı sokakta Yaşar sosyaldir yatmaya ancak evine gelir .evde dar mekanda oturmaya alışık olmayan kitlelerde bu hastalık sosyal iletişim sorunları gerilimlerin her türü yanında aile fertlerinin birbirlerinin gerçek yüzünü tanıma fırsatıda verdi.sıkıntıdan patlayan erkeklerimiz Oya örmeye ekmek pasta yapmaya hatta mantı bile doldurmaya kadar Varan geniş yelpazede uğraşır oldular kendilerini bu şekilde meşgul eder oldular.keşke okuma fırsatı bulamadıkları dünya klasiklerini okusalar yaşadıkları anılarını yazsalar evde geçen istem dışı bu dönemi daha kolay ve doyurucu geçirebilirler diye düşünüyorum.bu dönemde geçicidir hayatta neler neler yaşamadıkki....
6 Nisan 2020 Pazartesi
Dogal durumlar
Bundan yıllarca önceydi.bahar gelirken hisarcıkta bahçemizde yapılacak bir sürü iş vardı .arklar temizlenecek rüzgarın duvar tiplerine biriktirdiği gazeller tırmıklanacak humus olsunlar diye belle açılan toprak çukurlara katmanlar halinde serilen yapraklar toprakla örtülecek çayıra tırmık çekilip kışdan kalan ölü çayırlar temizlenecek ağaçların kuruları çamların kuruları testere ile kesilecek kesilen dallar bastırılıp bir garibana bakacak olsun diye gönderilmek üzere yola yakın bir yere istiflenecek agaçlar bordo bulamacı dedigimiz bakır sülfat solusyonu ile ilaçlanacak tüm haşaratlar mantarlar böcekler ölsün diye agaçlar aşılanacak kışdan kalan ufak tefek boya bada işleri yapılacak bir sürü şey....bunları halletmek kapsamlı vakit alan işleri görmek üzere bir sürü insanla da beraber çalışmak lazım.gelenlere işi anlatmak işi göstermek gerekir .işte böyle erken bir pazar sabahı bize ilkkez biri geliyor telefonda randevüleştik nerede oturduğumuzu bilmiyor gülle cami yanında sabah saat 06 da buluşalım diye.hersabah oldugu gibi iş elbiselerimi kasketimi eldiven ve çizmelerimi giydim gülle caminin oradaki konteynırların etrafına komşuların yığmış oldugu darmadagınık yakacakları atılan kırık hurada sandalye masa koltuk ne varsa hepsini yerleştirmeye başladım çok geçmeden otobüsten randevüleştigim işçi indi ben harıl harıl düzenleme içindeyim kaptırmıştım kendimi işe.adamacağız selamünaleyküm ben dr. Mehmet soysaraça geldim caminin yanında buluşalım dedi ama adam yok ortada dedi .benimle gel sana evini göstereyim dedim beraber eve dogru yürürken çok saf şeyler sordu o nasıl bir adam sert mi kibirlimi çalışmanın ne oldugunu bilirim işçi halinden anlarmı vs gibi sorular ben pek tanımam kendini gel bağını göstereyim dedim eve geldik ona yapılacak işleri tarif ettim hatta bir süre de beraber çalıştık.ben duş için ondan izin aldığımda kusura bakmayın ben hayatımda hiç böyle bir doktor görmedim dedi .hafiften ona gülümsedim kolay gelsin dedim sadece...
5 Nisan 2020 Pazar
Sıhhıyeler
Muayenehanelere gelen hastaların çogu ya bulundukları yerlerdeki etkin sıhhıye dedigimiz igne yapan pansuman yapan halkla bütünleşmiş o yerlerin doktoru sayılabilecek deneyimli insanlardan yada mahallenin köyün muhtarlarından yada. Hali vakti yerinde olan zenginlerin yönlendirmeleri ile gelirlerdi.sarılar köyünün zerezek köyünün ve hacıların sıhhıyelerine hastalar doktora gitmeden evvel mutlaka uğrar hangi doktora gitseler daha iyi olur diye sorarlar adres alırlardı,27 Mayıs caddesinde Kızılay ve ömür kliniğine çapraz 3. Kattaki muayenehanemi yeni açtığımda yine ağırlığı olan yakinen tanıdıgım bir Muhtar benim adresimi vererek mutlaka ona git o Almanya'dan en modern aletlerde geldi sana en iyi yardımı yapar diyerek bir hasta göndermiş.gelen iri yarı orta ileri yaşlarda sinirli ve gergin bir adam ile yanında mahcup ezik utangaç genç bir delikanlı muayene odasına girdiler.adam cebinden çıkararak muhtarın bana yazdıgı pusulayı verdi okudum.pusulada mutlaka hallet yazıyordu. Nedir sıkıntınız hoşgeldiniz diye sordugumda bu alçak şişe kaçırmış çıkartmaya getirdim diye genç adamı gösterdi.şişe nereye kaçmış boğazına mı diye sordugumdada yok boğazına degil şerefsiz oynarken .ötünden içeri diyerek genç mahcup adamın kıçını gösterirken başladı delikanlıya girişmeye .muayene odası harp meydanına döndü ben ayırmaya çalıştıkca zavallı gence neresi gelirse pat küt tokat sille vurdukca vuruyor genç eziliyor büyülüyor hiç ses çıkarmıyor karşılık vermiyordu.derken adam kendine gelip sakinleştiginde bakın ben Boğazı'nda olsa alır çıkarırım şişeyi ama şişe .ötte sahamdan çok uzak dedim adam doktor bu benim yeni damat aman kimse duymasın elini ayağını öpeyim bu pis işi hallet diye yalvardı. Bendede boğaz için gerekli en modern endoskoplar forcepsler vardı.o yıllarda da 27 Mayıs'ta hiçbir doktorda endoskop yoktu.anestezistimle görüştüm hastayı uyutalım ve çıkarmayı deneyelim dedi .denedik ve şişeyi kolayca çıkardık .adam teşşekkürler edip giderken bu benim damat aman kimse duymasın diyede yalvarıyor,tenbikliyordu...
4 Nisan 2020 Cumartesi
1979 Ekim
Ülkemde muayene hekimligine başladıgım aydır Ekim ayı.nakilhane eşyaları bir koca tır ve arkasındaki uzun römörke ancak sığmıştı .onları evimize ve yeni açtığım Kızılay caddesindeki muayenehaneme yogun bir tempoda gece gündüz demeden çalışarak yerleştirirken bile hastalar geliyor muayene olmak istiyorlardı .öyleya herşey o günün şartlarına göre super modern aletler eşyalar perde ve mobilyalar. doktor genç ve yıllarca Almanya gibi bir ülkede uzman olarak çalışmış şeflik mertebesine kadar gelmiş tüm oradaki olanakları bırakarak yokluklar içinde anarşi belası ile boğuşan ülkesine kesin dönüş yapmış.baktıgım ilk hastalardan biri eşeğinden düşüp belini inciten yaşlı bir dede idi.agrıdan kıvranırken dede ben kulak doktoruyum bel benim saham dışında dedigimde. Sen batıdan Almanya'dan gelmişsin sen herşeyi herkezden daha iyi bilirmişsin dedi Muhtar. Ben anlamam sen beni başkasına gönderme göndersende asla gitmem. hadi bir reçete yaz diye israr etti .bende haline baktım acıdım yoksul biriydi . Benimde uzun sayılabilecek bir pratisyenlik tecrübemde vardı.ona bir kas gevşetici bir agrı kesici ve birde ağrılı yere sürmesi için ısıtıcı pomad verdim .bir hafta sonra baktım dede yine gelmiş kucağında bir kuzu ile.beni kurtardın Allah razı olsun bu kuzuyuda hanımla yersin diyerek salona kuzuyu bırakıp saygılı bir şekilde muayenehaneden gitti.o yıllarda insanımız böyleydi.hiçbir iyiliği unutmaz,iyiliğin altında kalmak istemezdi...hey gidi yıllar hey...
29 Mart 2020 Pazar
İsa bey
Çoçuklugumuz ve bulugu çağı dönemlerimizde çevremizde çok az kişi kimsenin bilmediği bazı teknik konuları bilir tüm çevreye hizmet verirlerdi .toplumda bunların saygın bir yerleri olurdu.bunlardan en dikkat çekenlerden biride arkadaşım orhan soyışık ın babası İsa beydi .isa bey elektrik konusunda çok pratik bir insandı .o yıllarda kimse benzinle motorların çalışma. Mekanizmalarını bilmezdikısa devreyi sigortayı elektrik kesilmeleriniz sebeblerini bilmezler bu tip teknik konulara yabancıydı.hisarcıkta dip komşumuz Adem çilsal dama çıkarak İsa bey motor çalışmıyor hemen gel diye bağırır İsa bey de birkaç dakikada motorun yanında belilirdi .bazende ona ev kızlarıyla haber yollardı hemen gelsin diye.o yıllarda motorlar Bağlarda elektriklerde henüz gelmemiş oldugundan benzinle çalışan küçük motorlardı .bu motorlar motora sarılanbir ipi kuvvetli çekince çalışan motorlardı .isa bey buji denen ateşlemeyi sağlayan küçük parçayı sihirbaz gibi elindeki ingiliz anahtarı ile yerinden çıkarır, elindeki çakmak ile ateşlemenin oldugu uç kısmı yakar sonra bir kaç kez sıcak nefesi ile üfürerek kurular sonrada Yelek cebinden çıkardığı zımpara kağıdı ile zımparalayarak bujiyi yerine takar benzin pompasına çileye bir iki basıpta motorun ipini çekince mahzenden su çeken motor homurdanarak su püskürtmeye başlayınca çevredekilerin meraklı bakışları takdire duygusuna dönerdi.bu elinden iş gelen sihirbaz gibi insana hemen sade kahve pişirilir İsa bey önemli bir şey yapmamış sakinliğinde höpleterek kahvesini içer evinin yolunu tutardı.mahallemizde sadece adem aga ve İsa beyin dayı dediği teyzemin kocası Mehmet soyışık ta vardı bu motorlardan.bu ritüel tüm yaz boyu defalarca yaşanır isa bey neredeyse bu iki varlıklı ev arasında mekik dokurdu .adem aga bu hizmete karşılık isa beye çiftliğinden aşırmayla özel yapılmış yogurt tereyağı gönderirdi.baglarımıza elektrigin gelmesi 1970 li yılların sonlarına doğrudur .isa beyi evlerde elektrikler gidince elinde kontrol kalemi ile görür olduk.bununla arızayı tesbit eder cebinden çıkardığı ince tel ile atan sigortayı sarar Sigorta'nın yerine konması ve saga dogru çevrilmesi ile şebeke elektirigi devreye girerek karanlık evler yeniden aydınlanırdı.bu çalışkan insan mesai saatlerinde Turan oteli ve mezbanında elektrik işlerinde tek kişiydi.elleri böyle maharetli olan insan bag bahçe işlerinden anlar güzelde aşı yapardı Allah rahmet etsin yattığı yer Nur olsun ...âmin
28 Mart 2020 Cumartesi
Erbakan evren
Evvela Erbakanla başlayalım 1926 yılında Sinop'ta doğmuş.tüm öğrencilik hayatı hikaye kitaplarında anlatılan başarı öyküleri ile geçen bir siyasetci istanbul erkek lisesi Türkiye'nin beyin takımının lisesidir.burayı birincilikle bitirmiştir.bu okuldan mezun olanların egitim almanca oldugu için mükemmel almancası olur bu okuldan çıkanların.teknik ünversiteyide makina mühendisi olarak yine birincilikle bitirir. beyindir yani.almanyada çeşitli defalar bulunmuş buralardada beynini ve klasısını göstermiştir.69 da siyasete girmiş yeni bir dünya düzeni diye dindar kesimin siyasete girmesine liderlik yapmış, Türkiye'nin laik sistemini sabote etmiştir.12 Eylül'de ülkemde sag sol çatışmalarında kan gövdeyi götürür hergün 20 kişi hayatını kaybederken evren ve arkadaşları darbe yapmış ülkede yaşayan bizler terör ve yokluklarçok müzdaripken hey alllah sizden razı olsun diye darbecileri bağrımıza basmıştık.1982 de iktidardaki konsey üyeleri çatışmalara ölümlere yokluklara sebeb sizleriniz diyerekten Erbakan dahil her siyasetciyi zincirbozanda hapse sokmuş ,10 sene siyaset yasağı getirmişti .ancak bu yasak her zaman oldugu gibi 83 de iktidara gelen Özal ve arkaşlarının çalışması sonunda 5 yılda son bulmuş yasak kalkmış 91 de yapılan seçimlerde Erbakan'ın refah partisi meclise girmiş 95 seçimlerindede en güçlü parti olarak refahyol hükümetini kurarak siyasi islam sosyal hayatımızı yavaştan yavaştan budamaya başlamıştır.yine laik çizgideki güçlü Türkkan'ın ordusu 98 de laik çizgiden ayrıldınız diye siyaset sahnesindeki refah takımına kırmızı kart göstererek refah partisini kapatmıştır.erbakan ve arkadaşları boş dururlar mı o tabela iner başka bir parti kurulur .faaliyetlere devam edilir.işte bu şekilde .akp li yıllarımız başlar 2001 yılında.ekip aynı olmasada felsefe aynıdır asla ödün vermez diyaloga kapalı ,istikamet siyasi islamdır .batıya göz kırpılır türübünlere seçmene oynanır .erbakan ölmeden önce hatırı sayılır şekilde dünyalığını yapar vatan millet Sakarya diyen Alpaslan Türkeş gibi.erbakanın oglu Fatih babanın ününden faydalanarak camiayı yeni partisi ile arkasına takmak ister ama RTE gibi kurtlar patadan pay kapmasına fırsat vermezler...evrenin ihtilal sonrası laik çizgiden sapanlara uyguladığı yöntemler muhafazakar kesimde çok can yakmış olmalıki RTE ekibi evreni itibarsızlaştırmaya başlarlar o anlı şanlı orgenerallerin apoletleri sökülür er konumuna gelirler.hangi vijdana sıgar bu yapılanlar....
27 Mart 2020 Cuma
Albrecht beumer
Ülkemizde 1983 yıllarında Özal iktidarı ile yeni ekonomik paketler açılmış özellikle kurulan organize sanayi bölgelerinde hummalı bir yatırım faaliyeti başlamıştı.bende yatırımcılardan biriydim .sık sık yurt dışına gider imalat makinaları satın alırdım.fabrika entegre bir tesisti. sünger üretiyor bunları ihtiyacımıza göre kesiyorduk.kesim makınalarını yapan dünyaca ünlü fırma Almanya'da freudenberg kasabasındaki albecht beumer firması çok yıllar önce kurulmuştu onu sag elini 2. Cihan harbinde kaybetmiş sempatik yetmişli yaşlardaki rahmetli patronun damadı yönetiyordu.sünger kesim makinalarını daha satın almadan firmanın bana AR-GE bölümünü gezdirdi .yüzlerce genç insan masalara oturmuş ciddi ciddi çalışıyordu.bu geniş alanda bir mabed ciddiyetini hissettim .kesme makinalarında kullanılan çeliğin paslanmaz karbon ile sertleştirilmiş çok özel alaşımlar olduğunu anlattı.İsveç çeligini kullandıklarını söyledi.firmanın kesicileri özellikle plastik ve sünger bloklarını istenilen milimetrik kalınlıkta şaşmaz ince bir teknikle yıpranmadan senelerce kesebiliyordu.bildigimiz Demir yüksek ısıda eritiliyor karbonla sertleştiriliyor eriyen bu sıvı demire krom nikel ve ihtiyaca göre daha başka elementleri belli nisbetlerde katarak bıçak çeliği yapılıyormuş ağzım açık kalarak dünya devinin olmanın ancak bünyesinde güçlü bir AR-GE beyin takımı çalıştırmakla mümkün oldugunu1990 yılında bundan 30 yıl evvel bizzat görmüştüm .fırmadan pazarlığımızı yaparak sanayi kesim ekipmanlarını satın aldım .önce bir peşinat ödendi sonra akretitiler açıldı söz verdikleri gibi ancak 4 ay sonra makınalarımızı gönderdiler yine fırmanın gönderdigi 2 uzman montörle 10 günde çalışarak kesim makınalarımızı kurdular test ettiler.giderkende şaka yaparak isterseniz jilet hassasiyetinde salatalık hatta pastırma bile dograyabilirsiniz dediler çok gülmüştük ...alışveriştelerde herşey yazılı çizili idi karşılıklı imzalarla herşey hukuken garanti altına alınıyordu .hiçbir açık kapı bırakılmıyordu .Ödemeler nakliye teslim tarihi garanti süreleri tüm detayları ile Belgelerde belirlenmişti.rahmetli Özal dünya ticareti yapan yapan bir neslin öncüsü oldu.rahmetle anıyorum .
26 Mart 2020 Perşembe
Eski ocaklar
Modern tıbbın henüz ülkemize gelmediği yıllarda Ocak tabir edilen kişilerce saglık hizmeti verilirdi. Her mahallede köyde böyle nam salmış kişiler bulunurdu.bunlardan sarılık konusunda şifa dağıttığı sanılan biri hisarcıkta Yaşar tüm kayseri halkı ona giderdi.oda şişede ne oldugu bilinmeyen bir su verir bunu hergün 3 öğün yarım bardak içeceksin diyerek omuzu sıvazlayarak tavsiyelerde bulunurdu .bugün biliyoruzki sarılıkların %90 ı A-tip sarılık dedigimiz virüslerden oluyor. hiç birşey yapmasanda istirahatle engeç bir ay sonrada bir sekel bırakmadan kendiliginden iyileşiyor.ocaga gidenler bunları bilmediklerinden kendinden menkul tılsımları güçleri oldugunu sandıkları ocakları kendilerine yakında bulurdu.bu kişiler halktan birileriydi. bu ziyaretlerde genelde maddi bir yükde getirmezdi.bu ocaklardan biride bize akraba olan Karaağa lakaplı Mustafa soyışık iri yarı esmer insanları etkileyen piknik tipte neşeli sıcak kanlı biriydi dinle imanlada fazla ilgiside yoktu. ancak akrep büyü ve yılan sokmasına tükrüğünün çok iyi geldiğine inanılır o bu işi yaz günleri sıksık ciddiyetle yaparken bıyık altındanda güldüğünü hissederdim.bunlardan başka kurbacık kesen ocaklarda yogun çalışırlardı çocukluk hastalıkları olan geniz etleri bademcigi olan sık sık ateşlenen burnu akan çocuklara bu ocaklar kafanın tepesinde bıngıldak dedigimiz yere yüzeyel birkaç jilet atar oradan koyu renkli az bir venöz kan akmalarını sağlarlardı.kanı gören halk çocuğun kurtulacağına inanırdı.günümüzde butür faaliyetleri tüm hastalıklara iyi gelen şifa dağıtan ticari ürünleri TV de pazarlayan sakallı sakalsız. şarlatan tipler aldı günümüzde. belli TV kanallarında erkek kadın medyatik tipler çirit atıyor . binbir derde şifa hapler merhemler macunlar geniş kitlelerde algı oluşturuyor şarlatanların işleri yolunda ....inanmayın bunlara akla ve ilme güvenin .ferahlık fen ve tekniktedir.aklın yolu birdir...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)