25 Aralık 2013 Çarşamba

iki istifa güler ve çaglayan.

17 aralıktan bugüne bir hafta geçti sular durulmadı . düşüncelerimi özetlemek isterim .
başbakan millet iradesine saygılı olun diyor % 50 oy almışım seçimle geldim ancak seçimle giderim diyor . haklı aslında ama  yolsuzluk yoksulla mücadele edecegiz şiarımız düsturumuz bu derken yolsuzluk ve rüşvet başını almış gitmiş ak partililer ve  partiye sırtını dayayanlar da oldukça palazlandılar  bindikleri arabalardan yaşadıkları mekanlara kadar  herşey para var hemde kolay kazanılın paralar diye basbas bagırıyor.alışverişleri de deli gibi  hesapsız kolay kazanılan paralarla yapılıyor göze batıyor. bu kadrolar maddeden  yoksul dedgimiz kesimdendi .nitekim  bakan gülerin oglunun evinde milyon eurolar para sayma makinaları bulunuyor .  belliki ya rüşvet aldı veya yolsuzluga aracılık etti .  babası  etkili  ve yetkili koskoca bir iş işleri bakanı .baba güler sanki çok normalmiş gibi villasını sattıda ordan gelen paraydı diyor pişkince.başbakan bir hafta boyunca bu bir politik mühendislik  oyunu santajı diyor . olayı yumuşatmaya çalıştı bekledi fırtınanın  yatışması için .  halkın beklentisi ise hemen karar vermesi ve 4 bakanıda azletmesi yönündeydi .  tabii bu arada yargıyı ve poliside yürütmenin emrine verdi .bir sürü süratli atama ve sürgünler gerçekleştı .  yolsuzlukları yapan  savcıya kendi yanlısı bir savcı da eklemekle  komisyon oluşturdu  bunlar  sade vatandaşlarında  dikkatini çektimi bilemiyorum . halbuki yargı ve polis birgün herkeze lazım olabilir.politize edilmemeli .
son mahhalli SEÇİMLERDE AK PARTİDEN AYTAÇ DURAKIN  ADAY OLMAMASINI İSTEMİŞ AYTAÇ TA MHP den aday olup  adanada 3.kez kazanınca muslukları kısmış bunu bir yere yazar ve 22 kez müfettişler salar üzerine   aytaç herseferinde de aklanır .bazen bu kadarda insafsız olabiliyor.
istanbul emniyet müdürlügüne atanan selami altınok ta  aksaray valiliginden APAR TOPAR BU MEVKİYE ATANDI  BU POSİTON NA ŞİMDİYE KADAR HEP  BÜYÜK ŞAHİRLERDEN POLİS OLAN EMNİYEY MÜDÜRLERİ ATANMIŞTI .  bu mega kent te bu  kapasitesi sınırlı yandaşa teslim edilmelimiydi .?
amerika büyükelçisine  bu işlere bulaşıyorsun diye de esti gürledi  adamcagız kılıçtaroglu ile bir araya gelmişti sadece gerekirse sınır dışı ederiz dedi,  karnını kaşıyan adamın gururunu okşadı böylece kasımpaşalı amerikaya bile fırça çekebiliyordu dünya lideri idi ..  amerika sert çıktı  bilmem bu konuyu bir daha dillendirebilecek mi .?
bu arada  hemencecik bir genelge yayınlayarak gazetecilerinde  emniyete girişlerini yasakladı .
sözcüsü hüseyin çelikte  fet. güleni kastederek çıktıgın kapıyı sert  kapama diye göndermede bulundu...
başbakanımız gül yapraklı pakistan gezisi öncesi yaptıgı karadeniz gezi ve mitinglerinde fasılasız esti gürledi trabzonda kendisini kefenlerle karşılayan gençlerle fotografcılara poz verdi gülümsedi tüylerimin diken diken  oldugunu hissettim ...başbakanın pakistanı seçmesi  yine  tesadüfi degildi  batı demokrasili ülkelerde  belliki  protestolar ve dikenlerle yumurtalarla  karşılanacaktı...beklenilen empati ve birazda  halkın sesine kulak vermesi...

24 Aralık 2013 Salı

ingiliz casusu lawrence ve çöl kraliçesi

İngilizler dünyada mevcut ilk sanayi toplumudur. rönacence sonrası yaptıkları bir sürü teknik sanayi buluşları ile  süratle fabrikalarını kurmuş akarsulardan ve buhar gücünden yararlanarak buyük gemiler imal etmış transport içinde  raylı sistemlerini kurmuş  dünyaya hakim olmuşlardır.  amerikanın özellikle kuzeyi onların  avusturalya, hindistan  ve sayısız diger  bir sürü ülke onlarındır hatta güney afrika hollandalıların keza endonezya onların  yine afrikada müstemlekeleri vardır hollandalıların . ispayollar ve portekizlerde 14. 15. asırların  bir sürü denizci kaşif yetiştirmiş  denizci ülkeleridir  bilhassa güney ve orta amerikada etkin ve sömürgeci ülkelerdir . fransızlar kanada ve afrikada sömürgecidir. sanayileşme sonucu donanımlı hale gelen bu ülkeler top  tüfek ve muntazam orduları ile dünyayı paylaşıp bölüştüler bu durum 1950 li yıllara kadar böyle devam etti durdu. ama kültür hegomanyaları asla son bulmadı .  agır sanayini gecikerek saglayan almanya  diger ülkelerin menfaatlerine  dokununca 2 dünya savaşı yüz milyona yakın insanın hayatına mal oldu. osmanlı imparatorlugunun gerileme döneminde çöl kraliçesi adı verilen gertrud Bell ve daha sonra gönderilen lawrence  çok iyi arapca biliyorlardı  diger yöresel lisanlarıda  bunlar   osmanlının orta dogudaki  topraklarının  demografik  yapısını adım adım ülkeyi dolaşarak çıkardılar ve halkları ermeniler araplar organize ettiler .  irakta sudiarabistanda zengin petrol yatakları öncelikle ingilizlerin dikkatini çekti .  dünya politikalarına taa o zamandan beri yön verdiler.  lawrence in cidde de kaldıgı ev müze haline getirildi ve girişe osmanlıya karşı verilen mücadelede bizi organize edennin anısına diye minnet duyguları dile getirdi .  avrupa ve amerika misyonerler göndererek okullar bile açtı .taa harput ta bile. keza kayseri tarsusta amerikan kolejleri vardı  çok başarılı öigrencileri  mezun verdi .  islam ın hakim oldugu yerlerde bilhassa türkiyede hiristiyanlaşmada bir ilerleme saglayamayınca da  bu okullar tek tek kapanmaya başladı...

21 Aralık 2013 Cumartesi

lockerbie uçak kazası 1988

bundan 25 yıl önce  İskoçya semalarında lockerbie üzerinde uçan PANAM Amerikan uçagı bir patlama ile düştü ve 270 kişi hayatını kaybetti uçağı  gaddafinin adamlarının  düşürdüğü  anlaşıldı  tutuklanarak cezvine konuldular . her ne kadar failler hapiste desekte  açıklanamayan bir sürü soru cevabınıda bulamadı . bundan 3 sene evvelde Libya lideri gaddafi   yol altında  bir mazgalda ölü olarak ele geçirildi . petrolün olduğu her yerde huzursuzluk var.  rahmetli iran şahıda petrol yüzünden devrildi . bir konuşmasında  iyi ki türkiyede petrol yok onun için rahatsınız diştan müdahaleler bizim ülkeleri çok yıpratıyor demişti . ama biz gelelim  PANAM uçağına ve de diğer tüm uçak saldırılarına hangi vicdan hangi inanç  suçsuz  kusursuz hava yolu ile seyahat eden  insanları  öldürmeye izin verir . bunları yapanlar beyni yıkanmış  böylece kolayca cennete gideceğine inanan fanatiklerdir .  bir de bakıyorsunuz genç bir kız veya genç bir erkek  vucuduna  yerleştirdiği dinamitlerle kendini de havaya uçurarak paramparça ederken bir sürü suçsuz ve günahsız insanı da telef ediyor  bu tür beyin yıkanmaları da hep nedense bizim coğrafyada oluyor .  bu genç beyinlere  insafsız agabeylerin  etkisiyle konan bir ipotektir .madem bu dünyada sürünüyorsun  yap şu işi gideceğin yer hemen cennettir vaadine çoğu pek de genç  coşkulu  psişik olarak yatkın gençler inanıyorlar...

20 Aralık 2013 Cuma

putin in yanlızlıgı

rusya federasyonu bolşevik ihtilali ile  çok genişlemiş polonya  çekoslavakya yogoslavya dan  taa  koreye japon denizine kuzey buz denizinden afganistana kadar hudutlarını   genişletmişti .neredeyse 30 milyon km. karelik tüm yer altı  ve yer üstü zenginlikleri olan  kos koc bir devdi . bünyesinde sayısız diller konuşulur neredeyse türkiye nin 40misli   alanı olan büyük bir ülke .dünyada demokrasi rüzgarlarının esmesi ve milliyetcı akımların başlaması ile bu koca çarkı  çalıştırmak çokta zorlaştı  Afganistan ve Çeçenistan gibi islamın yaşandığı ülkelerde  insan haklarına yapılan silahlı müdahaleler ve can kayıpları yanında  iç barışıda bozacak terrorist vari  girişimlerde yaşanan can kayıpları ve  bu arada batının bu ülkeleremaddi manavi  desteği ve de içten gelen vatandaşın sulh talepleri  bu koca ülkeyi fazlada kan dökülmeden parçaladı. ülkeler hürriyetlerini kazanarak rusyadan koptular ukranya  Macaristan azerbeycan kazakıstan vs gibi ... bu ayrılan ülkelerde ama rus kültür hegomanyası devam etti . putin batıya göz kırpan ukranyaya 25 milyar dolar kredi açtı onlara dünya fiyatının çok altında da doğal gaz verecek . yeterki Avrupa birliğine  dahil olmayın diye.şubatta SOTSCHİ de kış olimpiyakları yapılacak başkan putin dünya liderlerinin katılımlarını çok istiyor. her büyük lider gibi oda kendini çok yalnız hissediyor . obama ve gauch  insan hakları  konusunda putinin çok acımasız olduğunu  düşünüyorlar . insan haklarına saygı gösterilmez ise olimpiyatlara katılmayacaklarını dile getirdiler . salt bu yüzden putin 10 yıldır hapiste tuttuğu milyarder chodarkowski yi salıverdi . onun günahı rejim kritikeri olmasıydı . ve onu kendine rakip olarak görüyordu. iktidarda bulunan kritike gelemeyen liderler zamanla polisiye tedbirlerle  iktidarda kalmak için sınırları zorluyorlar erk bende kalsın istiyor ve diktatörleşiyorlar...bunun agır bedelinide siyasi rakipler ve gariban halk ödüyor... bir hiç veya varsayımdan hareketle hakınızda duyum ve şikayet var diye yıllarca hapislerde çürüyorlar... geri kalmış ülkelerde   iktidarlar devirdikleri rakiplerden hep intikam alıyorlar...bakınız bize...

şeytan taşlama

akıl hastanesinde müdür  yanar döner sert mizaçlı ve rüşvetede yatkın biri imiş pek de sevilmezmiş. bir gün tüm delileri   bahçede toplamış sizleri bu gün hacı yapacağım.hepiniz hacı olacaksınız demiş .  deliler çok sevinmişler hadi hep beraber hastanenin etrafında dönün buna tavaf derler durmadan döneceksiniz der  tüm deliler çok sevinçli taa mekkeye gitmeden kolayca hacı olacaklar.ama aniden ortam gerilir  delilerden birinin daha evvelden topladığı   taşları müdürün odasına doğru döndükleri yerde fırlatmaya fora etmeye başlarlar.müdürün kafası gözü kan içindedir pencereyi açarak bağırır  delirdiniz mi siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz diye sorar  deliler hep bir ağızdan enerjik bir şekilde şeytan taşlıyoruz diye cevap verir dönmeyede devam ederler ...kıssadan hisse ;şeytanlar hep taşlanır müdür olsalar bile...

19 Aralık 2013 Perşembe

tokyo valisi

ülkemiz yolsuzluklar rüşvet kaçakçılıkla çalkalanıyor. 3 bakanın oglu halk bankası genel müdürü ve Azeri  iş adamının yolsuzlukları gündemimizi oluşturuyor her ne kadar isimleri geçen bakanlar sn başbakanım istifa edip elinizi rahatlatalım demişlersede başbakan arkadaşlarını  genelde yem ettirmez.önümüzdeki günlerde gelişmeler inşallah deniz feneri vari dag fare doğurmaz.hep birlikte göreceğiz...
bu arada  TOKYO BELEDİYE BAŞKANI 480.000 DOLAR  ÖZEL HASTANE İŞLETEN BİR FİRMADAN PİYASA ŞARTLARINDA KREDİ ALMIŞ VE HASTANEYE DE BİR  KIYAK GEÇMEMİŞ İSMİM POLİTİKAC OLARAK TARTIŞILIYOR DİYEREK istifa eder ve japon halkından özür diler. işte gerçek demokrasilerde şık olarak yapılan yapılacak olanda budur . aynı belediye başkanı olimpiyatların tokyoda yapılması için büyük gayret gösterdi  ve tokyo nun kazanmasını sağlamıştı  aday şehirlerin yarışmasında  istanbula da atıfta bulunarak islam ülkeleri kargaşa içindedir ve geri kalmıştır. onların tek ortak yanları Allahlarıdır. bu ülkelerde toplumsal sınıflar cemaatler vardır demişti. sonunda İstanbul elenmişti. valide seçim sonu islam aleminden özür dilemişti .

18 Aralık 2013 Çarşamba

bok böcegi

affedersiniz ama bugünkü başlık  pek estetik ve şık değil bilincindeyim .daha yumuşak bir başlık polayı sulandırmak olurdu pardon .
hali vakti yerinde ileri yaşlarda tuzu kuru  aristokrat bir bey villasının bahçesinde sezlogta otururken elde bir viski bardagı arasıra yudumlar çayır çiçekler  kuşlar herşey harika görünür sıhhatide maşallah turp gibi yerindedir.tam huzur içindeyken böyle  çayırda bir bok böceği görür  böcek çayırdaki bokları durmadan yuvarlıyor ve top şekli veriyor bu işide durm içi kabarsadaadan yapıyor ne hikmetse...derken bizim aristokrat yarabbi herşeyi ne güzel yaratmışın  ama bu böcek  de ne işe yararki diye söylenir.
aradan bir kaç ay geçer bizim tuzu kuru amansız bir hastalığa yakalanır   meşhur ,isim sahibi tüm hekimleri  ziyaret eder hastalığına bir çare bulunmaz derken bir ocak  ismi verirler çaresiz gider adam derki  bu çok seyrek görülen bir hastalık sen bok böceğinin yuvarladığı boktan  günde 3 kez üçer tane 40 gün boyunca yemelisin der. çaresiz bir halde denen şeyi yapar sağlığına da kavuşur.
 bir gün yaz ortasında büyük okyanusta  kruze seyahatine çıkar.herşey gönlüncedir güvertede şezlonga kurulur  kadehteki şarabı çekmektedir  hülyalara dalar deniz mavi gök masmavi  gökte beyaz martılar ama  çarşaf gibi olan deniz aniden patlar. dev dalgalar oluşur.  titanic faciası atmosferi tüm yolcuları sarar panikletir herkez korku içindedir .  herkez saga sola savrulurken biri yavvv bu ne sakinklik sende  gemi batıyor sen istifini bozmuyorsun der.
bizim tuzu kuru bir kere hikmetinden sual olunmaz ama şu bok böceğini neden  yarattın ki diye soracak oldum günde 3 kez kırk gün boyunca  bok yedim .onun için şimdilerde onun işine hiç karışmıyorum . isterse batırır isterse yüzdürür sende  bana kalırsa yaradanın işine hiç karışma  daha iyi edersin der. keyfine devam eder.  tevekküldür artık...kaderine hep boyun eger...

köpek ve ford 1.7

yıllar önce aileden herkezin direksiyon tecrübesi artsın diye özellikle uzun yolda  herkeze fırsat vermek istedim . ve buna mersin yolculuğumuzla başladım . 80 li yıllarda ülkemizde yollar henüz böyle değildi  tek yol üzerinde gidilir ve gelinirdi gidiş geliş yolları ayrılmamıştı .  kafa kafaya çerpışmalar çok yaşanır heptende ölümcül olurdu kazalar .  bu tür ilkel yollarda  şöförlerin çok ama çok tecrübeli olması gerekirdi  işte bu kapsamda bende sabahın dördünde necmiyeyi direksiyona oturttum ben  önde çocuklar arkada sabah serinliğinde yola revan olduk.dikkatli bir  vaziyette incesuyu geçtik  höyüke doğru düz yolda sanki tarla ortasında gidiyormuş gibi yolumuzda giderken  işte ne olduysa o anda oldu...yol kenarında tarlada  keven ve kuru otları yiyerek yeyılan koyun sürüsünden bir kurt köpeği bizim araca şöför yanından havlayarak ama çok enerjikte koşarak ağzından salyalarda akarak saldırıya geçer bir hava verdi .  kaptanımız necmiye hanım direksiyonda dalmış belkide uyuyordu sabahın bu alaca karanlığında. aniden peydah olan bu koca  köpek ısırmasın diye saga aniden aracı direksiyonu kırarak yönlendirdi biz yoldan çıkmıştık tarlanı içine doğru son sürat  daldık sanki uçak inmişti  herşey çok süratli, gelişmişti . necmiye hanım aracın kapılar ve camlar tamamen kapalı oldugu halde büzülmüş  elleri ile köpeğe hoşşşt hoşşşt diye bağırırken ben sag dizini daha doğrusu ayağını gaz pedalından  uzaklaştırdım. direksiyonu bir saga bir sola yumuşak tarla toprağında çeviriyor güçlü ve oturaklı ford granada  sanki çılgınca dans ediyordu derken yavaşladık araçtan şok içinde hepimiz indiğimizde  hiçbir şey olmadan kazayı böyle ucuz atlattığımıza şükürler ettik .  mola yerinde araç tekerlerine baktığımda asfat taşlarının cant ile  lastik arasına  sıkıştıklarını gördüm .   ford yerinde küçük bir araç olsaydı  yol kenarında hendek vari çukurlar vede refüj olsaydı kesin birkaç takla atmış belkide sabahın bu şafak saatinde telef olmuştuk...tecrübe edinme uğruna...

17 Aralık 2013 Salı

kayseri fıkrası

Kayserili hacı baba hastalanır yaşlıdır yatakta yatması gerekir  .ishali bulantısı kusması dermansızlık ve iştahsızlığı vardır. inler vaziyette yatarken hanım nerdesin ? diye seslenir. hanımı burdayım buyur bey  der.
oğlum Mehmet sen nerdesin  diye sorar Mehmet buyur baba emret burdayım diye cevap verir .
tatlı yavrum hatçe sen nerdesin diye sorar kızıda buyur baba burdayım diye seslenince hacı baba sinirlerin allah hepinizin belasını versin .hep burdasınızda dükkanı kim açacak diye köpürür...
işte Kayserili budur çok hastada olsa o dükkanının başında işinin  başındadır .eskilerde sabah namazı dükkanını açan dünkan komşuları ile muhabbet eden kişiler çok azaldı .bilişim çağında dükkan sahipleride işe  geç gelmeye başladılar. komşular arasında çok samimi  müthiş dostluklar vardı onlar  bağından bahçesinden topladıgı içlerine sinmeyecek ne bulurlarsa  elma armut  kuru üzüm komşularına sunarlar karşılıklı olarak ürünlerini becayiş ederlerdi .  zaman zaman ögle yemekleri  güveç vs bilhassa yaz günleri fırında  pişer hep beraberce neşe içinde şakalaşarak ta yenirdi. dükkan komşuları arasında maddi  dayanışma  bu münasebetlerde ayrı müstesna bir yer tutardı...komşular çoğu kere  birbirlerinin kankasıydı bugünkü ifadeyle. bilmem günümüz alış veriş merkezlerinde bu ambiyansı yakalamak mümkün olurmu.???

dr. rafet efe

sevgili meslektaşım dr. rafet efe benim çok sevdigim saygı duyduğum bir arkadaşımdı. onu yıllar önce tanıdım.ama yakinen tanımam.haziran 2012 de erciyes merkez hastanesinde görev almam ile oldu . neredeyse hergün ameliyartlar yapar burada konuşur dertleşir şakalaşır sevişirdik .  kendisi aslen şefahatli den .yıllar önce kayseriye gelmiş orta ve lise eğitimini burada almış fakülteyide bitirince almanyaya gitmiş anestezi uzmanı olarak ülkesine geri dönmüş.fakültede vs de çalıştıktan sonrada erciyes grubuna dahil olmuş .işini iyi yapan dikkatli babacan biri idi . türk sanat müziğine bilhakkın vakıftı ve güzel ut çalardı tüm makamları bilir dede efendi  den zeki mürene kadar tüm bestekar ve bestelerini bilirdi . aslan gibi boylu boslu sportmen bir yapısı vardı.sihhatine dikkat eder ali dağına tırmanır bana da hep koçum derdi .  hafif bir hipertansiyonu vardı ve kontrol altındaydı.  ramazanda ögle yemeğine çıkarken ben iftara çıkıyorum der bir de bana göz atardı .45 gün kadar önce aniden yanlızken düşer koma vaziyetinde gecikerek üniversite hastanesine götürürler beyinden ameliyat olur .2. gün çekilen MR da controlateral bir beyin kanaması daha tesbit ederler. yine ameliyata alırlar .prognose kötüdür o günden beri bu kıymetli hekim ve dost  solunum cihazına bağlı komada yatıyor . hepimiz ani gelişen bu trajik olaydan çok ama çok etkilendik .işte hayat buydu ve dünyada dönmeye devam ediyordu...hiçbir şey için üzülmeye dertlenmeyede değmezdi...