19 Kasım 2013 Salı
hoşgörü boyutu
bundan tam 35 yıl önce amerikada porno dergisi çıkaran bir adam sağcı birinin silahlı saldırısı sonu belinden yaralanır ve tekerlekli sandalyeye mahkum olur . bu zor şartlar bile onu hoşgörüsünden uzaklaştırmaz.yıllardır devam eden mahkeme saldırganın idamına karar verir ama höşgörü sahibi porno yayıncı saldırganın idam edilmemesi ve hayatının bağışlanması için hukuk mücadelesi verir öyleya insan hayatı çok degrerlidir cani olsa bile...bilmem ben dahil kaç kişi ülkemizde bu hoşgörüyü gösterebilir...
14 Kasım 2013 Perşembe
torpil
iktidardaki insanları veya onlara yakın olan insanları tanımak yine bizimki gibi ülkelerde başkalarının zor yapacağı hatta hiç yapamıyacagı işleri kolay kılar . 979 eylül sonunda kayseriye kesin dönüş yaparken yılmaz Öztaşkın ve yavuz altop bu zor zamanda nakilhaneyi tereyağından kıl çekercesine ince bir şekilde ayarladılar. bana ne getirmek istiyorsam herşeyi getirebileceğimi ancak dereköy gümrüğünden bulgarıstandan giriş yapmamı söylediler. hakikaten bu kapıdan girdiğimizde herkez bizi sanki daha evvelden biliyorlar sanki yakın akrabaları gibi sıcak ve aileden biri gibi karşıladılar . belliki ayar verilmişti . kayseriye devam edecektik gümrük işlemleri orada yapılacaktı bir asdtsubay peydah oldu doktorum istersen tırını askeri alandaki tali yoldan sokayım teklifinde bile bulundu... kayseriye geldigimizdede sadece küçük bir televizyon bir çocuk bisikleti birde gündogdunun deniz motorunu depoya aldılar. tüm yük süntaşın depolarına indi zorluk çıkarılmadan. gümrük memurlarının kışlık yakacaklarını alacakları sembolik bir rüşvet verildi . çünkü herşey evvelden etkin kişilerce ayarlanmıştı...halbuki duyumlarımızdan memurların iğne ipliği bile bahane göstererek işşi yokuşa sürdüklerini işitmiştik...çok yorulacağımızı sanmıştık...
rüşvet
geri kalmış ülkelerde insanların çoğu rüşvet almaya ve de vermeye meyillidir.devlet dairelerinde vererek işleri insanlar kolay ve süğratli kılarlar. vermeden ise işlere çalışanlar tokoz koyarak olacak ve bitecek işleri bile savsaklarlar.geciktirirler...
70 li yılların başında kayseri pasaport dairesinde hemen hallolacağını düşündüğüm bir iş için görevli memura ricada bulundum . memur çok kalabalık bir ortamda bunun ancak istanbulda yapılabileceğini ifade etti . boynum bükük bir vaziyette valilikten ayrılırken avukat Mehmet altın karşı geldi hayrola yeğenim ne arıyorsun burda yapacağım bir şey var mı varsa emret gibi çok sıcak davrandı her zaman olduğu gibi . durumu kısaca anlattım .dur yavvv dedi pasaportumu aldı ve dairenin içine ateş gibi daldı .ali afendi şu senden geçen aldığım 500 lira gecikti kusura bakma teşşekkür ederim dedi. ve benim pasaportu aliye uzatarak yavvv şu doktorumun işini de hemen hallet bu çok saygın bir ilim adamıdır dedi . 5 dakika evvel olmaz zinhar diyen ali bey bir kaç mühür vurarak bir dakikada işimizi bıçakladı . verilen 500 lira olmazı olur kılmıştı . işte rahmetli özalın benim memurum işini bilir dediği kişilerden biri idi ali beyde helal olsun ona olayı mümkün kılmıştı...ali bey aynı ali beydı .verilen 500 lira ona kimşlik değiştirtmişti...
70 li yılların başında kayseri pasaport dairesinde hemen hallolacağını düşündüğüm bir iş için görevli memura ricada bulundum . memur çok kalabalık bir ortamda bunun ancak istanbulda yapılabileceğini ifade etti . boynum bükük bir vaziyette valilikten ayrılırken avukat Mehmet altın karşı geldi hayrola yeğenim ne arıyorsun burda yapacağım bir şey var mı varsa emret gibi çok sıcak davrandı her zaman olduğu gibi . durumu kısaca anlattım .dur yavvv dedi pasaportumu aldı ve dairenin içine ateş gibi daldı .ali afendi şu senden geçen aldığım 500 lira gecikti kusura bakma teşşekkür ederim dedi. ve benim pasaportu aliye uzatarak yavvv şu doktorumun işini de hemen hallet bu çok saygın bir ilim adamıdır dedi . 5 dakika evvel olmaz zinhar diyen ali bey bir kaç mühür vurarak bir dakikada işimizi bıçakladı . verilen 500 lira olmazı olur kılmıştı . işte rahmetli özalın benim memurum işini bilir dediği kişilerden biri idi ali beyde helal olsun ona olayı mümkün kılmıştı...ali bey aynı ali beydı .verilen 500 lira ona kimşlik değiştirtmişti...
8 Kasım 2013 Cuma
insansız hava araçları uçaklar.
elektronik çag ve uzay konusunda 21. yüzyıldaki gelişmeler dünyamızda çok şeyi inanılmaz derecede temelinden değiştirdi saddam hüseyin ülkesinin Amerikalı askerlerce istilasında güçsüz kalmış bir varlık gösterememişti.neden bir varlık gösteremediniz diye sorulduğunda Amerika ordusu mertçe karşıma çıkmıyor ki savaşayım . ya şerefsizler insansız uçak kullanıyor ya GPS den yardım alarak bizim konumumuzu belirtip vuruyor bu şeytanın yöntemlerini uyguluyor mertçe savaşmıyorlar demişti . Çeçenistan bağımsızlık savaşını başlatan general dudayev de 1994 de taşıdığı cep telefonunun GPS ile konumunu tesbit eden Amerikalılar ve ruslar tarafından öldürülmüştü sene 1994. dudayeve mobil telefonu Erbakan vermişti . işte bir batılı taktiği . günümüzde pakistanda afganistanda ve filistinde insansız hava araçları ile şavaşlar devam ediyor. koskoca ırak savaşında amerikanın insan kabı bu yüzden çok az . hiç yüz yüze omuz omuza savaşıp kendilerini kırdırmıyorlar cepheyede mahalli müttefiklerini sürerler hepten... .
kasırga ve tayfun
kasırgalar çok kuvvetli rüzgarlardır.hm eser önüne geleri sürükler süpürür hemde kuvvetli bulutlarla gelen yagmurlara felaket dolu sellere sebeb olur .bir çeşit kasırga olan tayfuna uzak doğuda çin denizi ve Filipinlerde rastlanır.bu metorolojık olay günlerce sürer insanlar kapalı emin zannettikleri alanlara sığınırlar. buna rağmen felaket binlerce kişinin ölümüne bile sebeb olabilir.mayıs ayında uzak doğuya gittiğimizde daha ilk gün bankok şehir turumuzda muson yağmuruna yakalanmıştık sanki nemli boğucu sıcakta gök çatlamış bardaktan boşalırcasına felakekt bir yağmur başlamıştı. rüzgarda vardı insanlar yağmura aldırmıyor işlerine devam ediyorlardı kimseninde şemsiye taşıdığına şahit olmadık . gysilerimizfelaket ıslandığı halde hiç ce üşümedik . sanki giysilerimiz üzerimizde süratle kurumuştu...2012 kasımında newyork civarındaki kasırga maratona mani olmuş uçaklar uçuşlarını iptal etmek zorunda kalmıştı...
7 Kasım 2013 Perşembe
ali mektepleri
cumhuriyet kurulduğunda ülkemizin nüfusu 13 milyon kadardı. harpten yeni çıkılmış ülkenin insan ve tüm kaynakları yıllar süren harp sonrası neredeysa tükenmişti. türkiye yeniden disayn edilmek zorundaydı Atatürk ve arkadaşları ateşemiterlik vs gibi görevlerle yurt dışında bulunmuş ve batının kalkınmış ülkelerinde uzun süre yaşayarak sistemlerini yakınen izlemişlerdi . model kurtuluş savaşı sonrası batı ülkelerinin modeli olmalıydı.okuma yazma bilen sonderece azdıülkemizde o yıllarda. mahalleye bir mektup geldiğinde mahallede okuma yazma bilen birine götürülür okutulurdu bunların sayısı çok ama çok azdı. reform= harf inkılabı yapılmıştı ama okur yazar oranı çok düşüktü . eğitimi verecek öğretmen kadroları henüz yetişmemişti . süratle bu kadrolar yetiştirildi .asker ocaklarında subayların eğitim düzeyi türkiye ortalamasının çok üzerindeydi . ali olan askerler ali okulları dediğimiz asker kurslarında eğitilir terhis olduklarında yöresine okuma yazma bilen eğitimli ferdler olarak dönerlerdi .eğitim ordusunu yetiştirmek içinde mahallelerde ve köylerde en zeki çocuklar toplanır yatılı öğretim okullarında kızlı erkekli kalarak eğitilirdi . bunlara köy enstütüleri denirdi . buradan mezunlar geldikleri yöreye geri döner o yöreyi eğitir kalkındırır adam ederlerdi . köydeki imamın yanına dönerler ziraattten anlayan sağlık ve teknik eğitimi ile donanımlı modern insanlar olarak hizmet verirlerdi . hocaların gardları alınmış, bu eğitimli genç insanlarla hocaların saltanatlarına son vermişlerdi . din kesimi büyük yara almış toplum üzerindeki eski otoriteleri prestijleri sarsılmıştı. fırsatı geldiğinde mutlara intikamını alacaklardı.türkiye çok partili demokratik sisteme geçince tekrar eski saltanat sahiplerinin taleplerine boyun eğmiş tavizler birbirini kovalamıştı . çark terdine dönmeye başladı . Necmettin Erbakan ve arkadaşlarının siyasete soyunmaları ile ters dönen çarkın ivmesi artmış tavizlerin boyutu tasavvur edilemez oldu .2013 yılında. meclise tessettürle girenlerden kız erkek arkadaşlıklarına perde çekme,evlerin ve yurtların kontrollerine kadar varan uygulamalar,alkol yasağı vs.toplumu 2 ye ayrıştırdı.iktidarda olan imkanları maddeten çok sınırlı olan tayfaların izahı mümkün olmayan kalkınıoş ve yükselişleri vede koltuğa sımsıkı ayrılmaksızın yapışmaları sosyo kültürel bir tez konusu günümüzde...
5 Kasım 2013 Salı
oteriter rejim
USA nın işi tıkırında. dünyada süper güç olan bu ülke üstün teknolojiye sahip. silikon vadilerinde elektronik atılımı yapmış ve bu ürünleri tüm sanayi ürünlerine adapte etmiş . her şey ama herşey elektroniğe dönmüş vaziyette .silah yapımıda böyle. dünyanın tüm ülkeleri sıraya girmiş ileri teknoloji ürünü harp uçakları ve silahları almak istiyorlar . ırak lideri maliki gibi . ancak oteriter rejiminden dolayı silah satmak istemiyor Amerika. istediği kadar dolar versede çevreye tehdit yağar düşüncesiile mahzurlu gördüğü ülkelerte silah satmayı harplerde kullanabileceği hekopter F-16 gibi stratejik önemli araç ve gereçleri satmıyor...
maastricht anlaşması
Avrupa birliği ülkeleri hollandanın Maastricht şehrinde yıllar önce bir araya geldiler. enflasyonun bilhassa dar gelirlileri perişan eden ve çalışma barışini bozan bir durum olduğunda hemfikirdiler . bütçe disiplinini muhafaza etmek için bütçe açığının maksimum %3 ü geçmemesi konusunda anlaştılar.1929 ekonomik dünya kirizinden tecrübeleri vardıdünyada o güne kadar emsali olmayan bir kaos yaşandı. böylece yeni krizlere kapılarını kapamış oldular. ülkemizde de ben ömrümde birçok kriz yaşadım her kriz fakirleri perişan ederken kriz öncesi senet vs ile stoklu gidenler krizde katlanarak zenginlediler. bunlardan biri de benim doksanlı yıllarda ortağımdı. tabii üretici ve sanayicide agır bedeller ödediler çokça iflaslar görüldü . 1950 li yılların sonunda ilk devalüasyon lafını duyduk. tl akşamdan sabaha 3 kat değer kaybetmişti . bütçe açıkları korkunç idi .devalüasyon öncesi çok mal piyasada bulunmaz bulunsada karaborsa fiyatla satılırdı. ihracatımız az ithalat korkunç yüksekti . yani bütçe açıklarından kaynaklanıyordu tüm bu olumsuzluklar. 60-80 arası devalüasyonun yoğun olduğu yıllardı. herkez eski fiyattan ne bulursa alırdı .mesela agbeyim gelin olacak kızlarının çamaşır makinaları fırınları gibi şeyleri onlar henüz ilk okula giderken satın almış stoklamıştı. yeterki fiyat eski fiyat olsun . bu yıllarda arsa gayrımenkül alım satımlarıda yeni zenginler türetmişti . yine bu yıllarda yüzbinlerce almanya ve benzeri ülkelerde yaşayan çalışan yoksul insanlarımızın tassarrufları türkiyeye akmıştı. burjuvada biriken sermayede sanayi kuruluşlarının önünü açmıştı.1994 tansu çiller hükümetinin 3 anahtar vadederek bir gecede yaptığı devalüasyonda 8 tl olan mark 30 tl ye çıkarıldı. 2001 yılı Ecevit iktidarında 1 dolar neredeyse 2000 tl olmuş türk lirası dünyada yerlerde sürünen para damgası yemişti. akparti iktidarı ile tl den yine bir geceda 6 sıfır silinmişti. bundan önce 500.000 tl olan bir ekmek 0.5 ytl olmuş. tl ye güven yeniden başlamıştı.2012 yılında başlayangizli bir enflasyon günümüzde doları 2.020 ytl kadar yükseltti.istikrar hayatlarımızda ne kadar da önemli...
4 Kasım 2013 Pazartesi
plastik torbalar
eskilerde plastik torbalar yerine bulunduğumuz coğrafyada yağlık denen kumaşlar kullanılırdı .yağlık sağlam kumaştan 1 metre eninde ve boyunda olan taşınacak şeyleri elma armut yağlık yayılınca ortasına konur sonrada köşeler bir araya getirilerek bağlanır daha doğrusu kapatılırdı . renkleri değişik olabildiği gibi desenleride bulunan kumaş o günlerde ne ise ondan olurdu mesela amcam samur ağanın yaglıgı kaput bezindendi bu bez sağlam olurdu. sade bir pamuklu textildi . o yıllarda adanada Kayserililerin kurduğu mensucat santralin kaputları çok revanşta idi . keza sümerbankın kaput ve hasse denen humayinleri karaborsada ancak bulunurdu.sümerbankın mağazası önü ana baba günü olur millet birbirini yerdi . 60 lı yıllar öncesi tekstil fabrikaları çok azdı mallar kapış kapış satılırdı işte o yıllada kayseride manifaturacılar birlik mensucatı kurdular. kurucu ortak olmaları için babamlarada yoğun baskı vardı ama kısmet değilmiş ortak olmadık.tüm ortakları çok ama çok zengin oldular büyüyenler istanbula taşındılar lokallikten kurtularak ulusal komprador haline geldiler. Özkökler baldöktüler küçükçalıklar gibi...bunlar türkiyede yaşanan ekonomik krizlerdende inanilmaz bir şekilde olumsuz ekkilendiler iflas edenler oldu batanlar oldu. çaga ayak uyduran teknolojiyi takip eden ve ihracata dönük üretim yapan orta Anadolu gibi denim üreticileri dev oldular ulusal ilk 500 sıralamasında hep ön sırada yerlerini koruyorlar . 50 yıllada küçük Amerika olma yolundaki ülkemizde file denen ağdan yapılmış torbalar içinde taşınır oldu herşey . taşınan şeyler şeffaflaştı. yağlık dönemi kapanmıştı filenin ömrüde uzun sürmedi . türk valizi denen polyetilenden yapılan poşetler piyasaya hakim oldu . yüzbinlerce ton poşet çevre kirliliğine sebeb oldu .bilinçli batı ülkeleri kagıtı ve textil torbalarını kullanıyor yıllardır . bizimki gibi ülkelerde ise en büyük çevre sorunlarından biri poşetler bunlar yüzlerce yıl yok olmadan toprakta SUDA DENİZLERDE KALABİLİYOR İNSANLARI TÜM HAYVANLARI TEHDİT EDİYOR . ŞİMDİLERDE MARKETLERDE PARA İLE SATILAN POŞETLERİ AVRUPA BİRLİGİ YASAKLAMAYI DÜŞÜNÜYOR...inşallah bizdede başarılır
1 Kasım 2013 Cuma
kızılay-kızılhaç
1859 tarihine kadar yapılan tüm harplerde harbde ölen yaralanan ve esir kalan sefil askerlerin çaresizlikleri isviçreli Dunant ın dikkatini çeker. fransa -sardunya ve Avusturya arasında yapılan solfarino savaşında iki taraftada yüz bin asker harb eder çatışırlar .o yıllarda henüz italya birliği gerçekleşmemiştir. ispanya fransa ve Avusturya diledikleri gibi italyayı kendi aralarında taksim eder yönetrirler. bu harbte dunantın gözleri önünde bir günde 10.000 asker ölür yaralı sayısıda daha kabarıktır . harb sonrası esirlerin dramı yüreğini sızlatır dunantın . artık bu harpten sonra olacak savaşlarda çeşitli kuruluşlar askerlere yaralılara ve esirlere mutlaka yardım etmelidir.işte bu kapsamda kızılhaçı kurarlar .ve bu insani yaklaşım dunanta Nobel barış odülünü getirir . istanbulda bir kaç yıl sonra kurulan kızılhaç ülkenin ,Osmanlının özellikleri göz önüne alınarak kızılaya dönüştürülür...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











