9 Eylül 2013 Pazartesi

odyssea

yanlızlıktan yalnız kalmaktan bizim coğrafyada  çok insan korkar . ortadogu insanı sıcak kanlıdır .  konuşma ihtiyacı diyalog hep vazgeçilmezimizdir.konuşacak biri bulunduğunda ki hep vardır konuşacak bir şey olmasada hemşehrim nerelisin diye diyalog hemen  kurulur  nerelere kadar da gideceği hiç belli olmaz. insanlar böylece zamanın nasıl gçtigininde hiç farkına varmazlar .
yunan destanı Odyssea da   gemide  bulunan tüm tayfalar deniz patlaması ve fırtına sonucu denize dökülür ve hepsi ölürler . ancak gemi direğine tırmanan kaptan boğulmaktan kurtulur. ve direğin ucunda bağırır .NİHAYET  YALNIZIM .yalnız kalan ve yanlızlıktan korkmayan batı insanı  vaktini daha iyi değerlendirir ve üretken de olur .  batı ve  doğu insanı arasındaki bu fark ilerlemeninde  sebebidir bence ...

7 Eylül 2013 Cumartesi

az şeyle mutluluk ve hobbyler

Bir ülkede çok iyi anlaştıkları pek söylenemeyen  bir karı koca varmış genelde hanım sık sık hır gür çıkarır hiç  sademi sade sakinmi sakin evin reisine hiç rahat vermez olayları hep tırmandıran taraf olurmuş  erkek  gösterişli  kontrabasının kalan tek teli ile monoton sayılabilecek resital verir  kendiside bundan pek mutlu olurmuş .bir gün yine bey kontrabası ile uğraştayken hanımı  usanmadın gitti  tek telle  müzik yapmaktan diyerekten başlamış sayıp dökmeye  başkalarının kontrabaslarında 5 tel var ve elleri yukardan aşağıya aşağıdan yukarıya durmadan hareket eder senin elin hep aynı noktada duruyor bu nasıl da bıktırıcı -monoton bir müzik yapma der . dır dır sürerde gider.koca cevaben  ben müzükim ile mutluyum herkez doğru sesi bulmak için ellerini durmadan hareket ettiriyor arıyorlar iyi tonu bulmak için halbuki ben doğru sesi yıllar önce  buldum benim elimi teller üzerinde gezdirmem  gerekmiyor der.  hobyylere  müdahale yok....

6 Eylül 2013 Cuma

amerikalı çöpcü

geçen yılların birinde  amerikada da yılın  en iyi çalışanı ödülü bir çöpçüye verildi . çöpçü bir zenci idi sorarlar  sen işini yaparken  nelere dikkat edersin bak  bunca aday arasından seni seçti jüri ne diyeceksin : adam ben temizlediğim yörede havada  çok yükseklerde uçan uçaklar görürüm .    işimi yaparken  10.000 metre  yüksekte uçan insanlar aşağıya baktıklarında burada işini iyi yapan  bir çöpçü var desinlar isterim . biz buna enttusiasmus deriz  işini yapan işi ne olursa olsun heves  ve iştah ile yapmalı bu  işi yaparken tanrınında destegini  alma demektir .  bu tür iş yapan ülkeleri sayacak olursak  almanya  Japonya  ve diğer  kalkınmış  ülkeleri sayabiliriz...

5 Eylül 2013 Perşembe

tüm güç kullanımı baba -ogul

Bir gün bir baba ve güçlü kuvvetli yetişkin oglu ormanda bir yolda yürürken  ogul yol kenarında büyükçe bir kaya görür ve babasına sorar baba ben bu kayayı  hareket ettirebilirmiyim .? babasıda  ona şayet tüm gücünü kullanırsan  tabii hareket ettirebilirsin .sen güçlü kuvvetli bir delikanlısın sana çok emek verdim der.  genç uğraşır didinir bir türlü kayayı yerinden bile kımıldatamaz. sonunda bak baba tüm gücümü kullandım ama  en ufak bir  değişim olmadı ben yetersiz güçsüz biriyim. halbuki sen oynatabileceğimi söylemiştin dediğinde babası  oğlum çok uğraştın yoruldun ama benim gücümüde yanına alsaydın  mutlaka başarırdık ikimiz birden der .kuvvetlerin  birleşmesi nelere kadir bilmek lazım...

30 Ağustos 2013 Cuma

torunların renkli civcivleri

nur ,ayşe berra ve reyhan geçen geldiklerinde  hepsinin elinde birer albenili boyalı küçük mü küçük  civcivler vardı. bu civcivler yumurtadan çıkmaya yakın 2 gün evvel yumurtaya enjeksiyon yapılarak boyanıyorlar ancak  immun sistemlerinde  büyük hasar oluşuyor ancak  bir hafta kadar yaşayabiliyorlar . neredeyse hepsi telef olup ölüyorlar .  bizimkilerde öyle oldu  çocuklar bu sevimli YARATIKLARA ÖYLE BAGLANIYORLARKİ  ÖLDÜKLERİNDE ONLARA CENAZE TÖRENLERİ DÜZENLENİYOR 3 GÜLLÜVAL BİR ELAMLA DEFİN İŞLEMİNİDE İHMAL ETMİYORLAR . tabii belli bir travma da yaşamıyor değiller .ben bile  duygusal olarak etkileniyorum .

26 Ağustos 2013 Pazartesi

eşek ve mercedes

bir gün ben ve cennetin genel müdürü mustafa nadas 190 Mercedes ile ki o yıllarda  klasesinde en güzel arabalardan biri idi  ve dizeldi  gök mavisi tatlı bir rengi vardı.çok kişi dönüp dönüp hayranlıkla arabayı süzerdi . yoldayız antalyaya  gidiyoruz  amaç bayii ağını genişletmek ve bölge bayi açılışına katılmak .ispartayı geçince  Toroslar  nemli akdeniz  havasına geçit verir ve coğrafya  gittikçe  yeşerir güzelleşir . yorulmuştuk kısa bir mola verelim orman içinde çam ağaçlarının yoğun olduğu alanda istedik. tam araçtan indiğimizde ak uzun sakalı olan nur yüzlü bir köylüye rastladık. bedenen çalıştığı kesin olan sıhhatli bir ihtiyardı.dal gibiydi ileri yaşına ragmen  eşeğinin yularından tutmuş binmemişti bile bize doğru geliyordu. tablo büyük şehir yaşantısından sıkılmış metroseksüellerin kıskandığı huzur veren bakir bir anadolu tablosu idi .spantone bir şekilde ihtiyara  baba al şu arabanın anahtarını bir tur at etrafta  ama bana da eşeğini ver bende onunla bir dolaşayım dedim . ihtiyar  istediğin kadar karakocana binebilirsin ama ben araba kullanamam dedi.  bende hiç olmazsa  arabanın içinde otur sana bir İbrahim Tatlıses CDsi koyayım dinlersin dediğimde itiraz etmedi   mustafa nadas hem müzik yapıyor hemde  köylü ile sohbet ederken ben eşekle  tıki da tak  tura başladım iştahlı idi eşek canı da koşmak istiyordu anla<şılan efendiside  bugün ona binmemiş yormamıştı ben dört nala geri dönerken ihtiyar delikanlı  arabadan inmiş  çiftetelli müziğe  eşlik ederek kendinden beklenemeyecek tarzda hoş bir stille fırıl fırıl dönüp  çifte telli fındık kırıyordu . haydi beyler diyede bizleri çifte telliye zorluyordu .  kendini zor ikna ettik müziği kestik adam bize neredeyse ambargo koymuştu zor kaçtık elinden .müzik çok sarmıştı onu  yahu daha yenide başlamıştık bunlar tam benim havalarımdı oynamayada yeni başlamıştık  diye ha bre söyleniyordu biz gaz verip  giderken bu neşeli adamın müziksiz oynamaya devam ettiğini  dikiz aynasından imrenerek izledim  ne hayat dolu bir insandı yaşlı amcam..

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Arsa anlaşmalarım ,
2 kez belediye ile arsa anlaşması yaptım.1. si 2003 yılında   ben avukat aksebzeci  park apartımanlarının yeri içindi  bu arsa  40 dönüm kadar nato caddesi üzerinde  caddeye yakın kısım hacı halil aga vereselerinin arkada kalan kısım da salurlunun temsil ettiği  kişilerindi (Akşehirliler).  bloklar  yol kenarına oturmuştu  . 3 kütle  de bu kısımdaydı .  rıza pazarlığı yaparak  eşit degilde ancak  % 70 kısmına denk gelen sayı kadar  daire alabileceklerdi  bunun içinde benden açık senet almıştı  salurlu . ancak bu şekilde  belediyeye gidilebidi . ben ' başkanım dedelerim babalarım bu arsayı temizlemek için  ömürlerini verdiler başaramadılar bir büyüklük yapın  tüm sülale  size minnet duysun dediğimde gülümsedi . bu cümle anahtar cümle idi .   özhaseki o yıllarda  melihgazi belediye başkanıydı .  1. parselde belediyede nin %50 hissesi vardı . o hiseye 25 milyar istedi . bende 15 milyar verelim dedim .  hayırlaştık . agbey sen bana bir mütahit ile gel dedi başkan. zaten daha evvelde   mahir-tuncay özer ile  etraflıca %50 -50  tüm  masraflar  ödemeler onlara ait olmak üzere  mutabakata varmıştık . güzel bir anlaşma idi.tereyagından kıl çeker gibi halloldu tüm hissedarlar bana minnet duygularını ilettiler .herkez ev sahibi olmuş zenginleşmişti . övey dededen kalan hisseme % 5 e   bir dükkan  birde daire düşmüştü . bin bereket  nur içinde yat hacı halil aga dedem...

26 Temmuz 2013 Cuma

çagların karpuzları



1971 yılı  başında başladı almanya serüvenim . askerliği bitirmiştim . hemen ingiltereye gittim asker arkadaşım  nefis dost halim bulan  kayın pederinin glaskow daki evine yolladı . daha öncede londrada oxfort Street te İngilizce  kurslara  katıldım. 2 ay sürmüştü bu kurslar .ögle araları woolwort ta domates çorbası içerdik arkadaşlarla.   family cook karı koca zarif İngilizlerdi  emekli olmuşlar sakin bir hayatları vardı  o yıllarda İngiltere henüz kuzey denizinde petrolüde bulmamıştı fakirdi . çevreyi gezdim tozdum . hatta kayak bile yaptım iskoçyada. burada doktor olarak iş bulma ve çalışma  imkanları yok gibi idi . tüm commenwelt insanı  iyi İngilizce biliyorlardı . Hintliler Pakistanlılar dünyanın dörtbir yanından bu merkez ülkeye akın ediyorlardı .  derken soğuk bir mart günü siyah kıyafetimle  brilonda göthe instut de Almancaya başladım . üstümdeki giydiğim palto hatemoglu textilin siyah pardüsü trevira kumaştandı . süet siyah botlar ve  beyaz  balıkçı yaka kazakla ev sahibim beni welcome mr. pastör diye karşılamıştı .  derken temmuz başında löningen st. anne stift te cerrahi asistent olmuştum .  ismet ercan ve fulya nın  çokyardımları olmuştu.   kasım sonundada kaseriye gelerek necmiye ve çağlarla almanyaya demir atmıştık .beraberdik aile tamamlanmıştı.  belli bir gelirimiz ayda 1000 Euro kadar bize modern  ama mütevazı yaşam koşulları sunuyordu   mini bir buzdolabımız vardı  büyük bir karpuzumuz olsa bile koyacak yer yoktu .  kaldiki o yıllarda almanyada karpuz dilim dilim satılırdı . yıllarca karpuzu bu şekilde yedik çağlarda bu şartlarda  yetişti .  günün birinde tatilde olduğumuz bir sıcak temmuz gününde  necati hasoglu eşek meydanında baga yemeğe davet etti .  güzel  mangal keyfi sürüldü akşam . yemek nefisti sonrasında koca bir buz gibi bir karpuz getirdiler  bıçağı vurunca karpuz  şak diye iki parçaya ayrıldı .  tadıda harika tatlıydı . bolca yedik doyasıya..o sıra  5 yaşlarında olan çağlar necatinin sorusu üzerine bizde zengin olunca böyle büyük tüm  karpuzlar alacağız.cevabını vermişti .  sene 1979 sonunda kayseriye kesin dönüş yapıp   bagı yaptırdığımızda .  o yıllarda adet olduğu üzere  sonbaharda hasat sonrası bir komyonetin yarısını kavun yarısını  karpuzla yükleyerek hisarcıka indirdiğimizde çağlar .  bizde artı zenginiz. ne kadarçok karpuz kavun satın alabildik demişti unutmadım hala hatırladıkça gülerim .

17 Temmuz 2013 Çarşamba

uçak ile ulaşım

türkiyenin merkezinde bulunan  kayseriden diğer şehirlere ulaşım sadece karayolu ile yapılırdı son yıllara  kadar . insan istanbula gitmek için en az 8-10 saat yolculuk yapar anası ağlardı önceki yıllarda  sigara yasagıda yoktu .  duman altı olurduk  hepimiz molalardan sonra herkez bir sigara yakar ve kürdan ilede dişlerini temizlerdi  . çay molası yemek molası uğraşır dururduk .  otübüs firmaları gittikçe güçlenip büyüdüler .  birbirleri ile de anlaşarak fiyatları özel günlerde şişirirler o günlerde yer bile bulunamazdı .  bvayramlarda sömestr tatilllerinde  yollarda terminalllerde insanlar harman olurdu . AKP iktidarında yollar duble yol oldu  kazalar bu sayede azaldı gidiş gelişli tek şeritli yollarda  çok trajik kazalar yaşanırdı . 2005 yıllarından sonra hava alanlarına öncelik tanındı THY monopolü kurulan özl havacılık şirketleri ile pegasus atlas onur air vs ile hava taşımacılığı  ivme kazandı .  milyonlarca kişi çok süratli bir şekilde makul bir fiyata da seyahat edebilir oldu . bu şirketlerde neredeyse THY kadar  yolcu taşır oldular  rekabet halkın lehine oldu serbest piyasa ekonomisinde iyi hizmet  makul fiyat ve müşeri memnuniyetini kendine ilke edinen şirketler diğerlerine göre daha da büyüdüler pegasus gibi.hele zaman zaman yaptıkları kampanyalarla  kayseri Antalya 39 tl  ye bile alınabildi  . tehlikeli serüven yılculuk bu sayede 50 dakikalık bir yol oldu .Atatürk bile istikbal göklerdedir demiş taa yıllar önce başuna dememiş...saygı ile bir daha  minnetle anıyoruz ...