28 Mayıs 2014 Çarşamba

soguk savaş,uzay yarışı yıldızlar savaşı

ikinci dünya savaşı 1945  de bitti .25 milyon kişi hayatını kaybetti . savaşın 2 büyük galibi USA ve SSCB silahlanma yarışına ve dünyanın tek hakimi olma yarışına başladılar.hiroşimada atom bombası korkunç teknolojik  üstünlükle harbi bitirmişti japonya teslim oldu. yüzbinler öldü  o yıllarda henüz pek de iyi bilinmeyen  radyoaktivitedende yıllarca insanlar  kanserle  mücadele verdi ve de hala veriyor. bunun parelelinde  çernobil  reaktöründeki felaketi karadeniz bölgemizde yaşayan vatandaşlarımızda büyük bedeller ödeyerek hala atlatmış degiller. 2 sene evvel japonyanın yaşadıgı  sunami ve reaktör kazası dünyada reaktöre bakış açısını tamamen degiştirdi .almanyada yenileri yapılmadıgı halde mevcut 25 kadar  reaktöründe  bir plan dahilinde kapatılmasını gerçekleştirecekler. yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneldiler işimdilerde. solar enerji rüzgar enerjisi ve diger dogal kaynaklara önem verir oldular .bizde sinopta akkuyuda kurma çabasındayız .allah akıl fikir versin . bu ülke deprem ülkesi en azından bu nedenle vazgeçmemiz gerekmez mi .?
sputnik 1 ile rusya uzaya ilk maymununu  gönderdi .  12 nisan 1961 de gagarin  uzaya fırlatılan ilk insan oldu .  uzay yarışında SSCB öndeydi.o yıllarda gagarin çok populerdi .68 de bir uçak kazasında 34 yaşında iken öldü .brejnev  rakibi olarak algılamıştı onu yoksa o mu ??? uzay yarışı iyice kızıştı o yıllarda USA egitim modellerini  degiştirdi yarışa ayrılan bütçe  iyice artırıldi  ve 20 temmuz 1969 da ilk insan olarak astronot Neil armstrong aya ayak bastı . babamın bag evinde radiyodan bu müthiş olayı  hep beraber dinlemiş ve çok heyecanlanmış
tık...

14 Mayıs 2014 Çarşamba

savar da çöken bina

24.04.2013  bangladeş de başşehre yakın savar kentinde çok katlı bir binada çökmeden evvel çatlaklar görülür. binada alış veriş merkezleri  vede bir sürü konfeksiyon fabrikası faaliyet gösterir. banka ve alt kattaki dükkanlar ikazı dikkate alırlar  binayı boşaltırlar.  tekstil -konfeksiyon fabrikaları işçilere çalışın talimatını verirler .atelyelerde binlerce kişi çalışmaktadır. hepside batıya ucuz çok ucuz giysi bilhassa tişört dikmektedir . aylık kazançları elli doların bile altındadır . bina aniden çöker 1129 kişi hayatını kaybeder. bu ve benzeri dramlar hep islam ülkelerinde yaşanır .nedendir ?somadaki kömür madenindede  trafo patlaması sonu yer altında yangın çıkar elektrikler asansörler çalışmaz en az 200 kişi ölür. mahsur kalan yer altında yüzlerce daha madenci bulunuyor net  kaybın daha da yükselmesinden endişe duyuluyor...tarih13.05.2014...daha evvelde yine bu madende  girizu patlamaları sonucu defalarca ölümler oldu .bu büyük facia öncesi meclis araştırması önerisi reddedildi .  öneriyi verenler bizler hergün cenaze kaldırmaktan usandık demişlerdi .
2011 yılında da ülkemizde malatyada 7 katlı bina çöktü çok şükür bina boştu iskan müsadeside yarım oldugu için alınamamıştı.mütahit ile mal sahibide mahkemelikti .bu sebeblede belediye binayı yıkamamıştı.can kaybı olmadı.
2004 yılında yalova gölcük marmara depreminde 17. 000 kişi hayatını kaybetti .  kaybedilenler arasında yaz tatillerini marmara sahillerinde geçiren tanınmış akademisyenler ve müzisyenler,yüksek rütbeli komutanlarda vardı . binaların çökmesi yerle bir olması yapı denetiminden uzak kalitesiz  eksik malzeme ve kum olarakta marmaranın tuzlu deniz kumu sorumlu tutulmuştu .japonysada daha kuvvetli depremlerden bile binalar günümüzde  hiç etkilenmiyor. 6200 kişi yargılandı .yüzlerce kişinin ölümünden sorumlu veli göçer  sembolik bir ceza ile sekiz yıl  hapis yattı digerleri serbest bırakıldı . 
cüppeli ahmet hoca o günlerde özellikle gölcükte alkol seks ve oruç yiyen komutanlara tanrının bir ikazı  yorumunu getirmişti . hoca yorumu...

13 Mayıs 2014 Salı

EU=avrupa birligi...

avrupanın büyük ülkeleri fransa ingiltere  italya ispanya ve de almanya tarih boyunca hep kapışmışlar yıllarca kan dökülmüş özellikle 1. ve  2. dünya savaşlarında neredeyse 100.milyon insan hayatını kaybetmiş. 1951 de yeter artık döktügümüz kan  hem barışalım hemde barış içerisinde beraber  çalışalım prensibinden hareketle 6 ülke çelik birligi daha dogrusu kartel hususunda antlaşma imzalarlar  .almanya ve fransa baş roldedir . sonraki yıllarda  hudutlar doguya dogru durmadan genişler . eski sovyetlerin çöküşü ile rusya arka bahçeleri olan  ülkeler EU.ya katılır takii 2014 kırım  ın rusyaya ilhakı ve ukranyanın da batının teşviki ile gruba katılma arzusu  ve  ukranya başkanının rusyaya kaçışı rusyanın eski kudretini dogalgaz ve petrol ile yeniden kazanmasına  ve dur batı  ukranyada referandum yapalım hudutları  o zaman çizelim demesine kadar.referandum sonunda dogu  ukranya halkı kahir ekseriyet ile rusyaya baglanmak  istedi.EU yayılmacı genişleme hemde zor kullanmadan harp yapmadan genişliyordu şimdi politikalarını yeniden gözden geçirme durumunda hatta zorundalar. bulgaristan ve romanyanında birlige katılmaları ile üye üşlke sayısı 28  oldu.türkiye ise 54 senedir kapı önünde bekletiliyor . öyleya burası hiristiyan kulubü. özel statü verelim diyorlar bize özellikle almanya ve fransa.herbir ülkenin tüm kararları veto etme şansı var . güney kıbrıs bile  veto edebilir genişleme  politikalarını.batıda 11.eylül sonrası gelişen islamofobi de kamuoyları kanaatlerini çok olumsuz etkiledi .afrikada nigeryada kaçırılan liseli hiristiyan kızlar  islama geçti. onlar islam direniş askerlerine eş olacaklar dayatma bu...USA kızları ailelerine teslim için nijeryaya lojistik destek veriyor.görecegiz.
2010 yılındaki ekonomik kriz nedeniyle 16 üye ülke110 milyar Euro kredi açmayı imzaladı.  yapılacak kemer sıkma politikaları ile yunanistan kendini toparlayacak ama halk sokaklara döküldü.yogun protestolar ve kanlı genel grevler ülkeyi alt üst etti . ama şimdilerde toparlandılar...1994 ve 2001 deki felaket boyutundaki ekonomik krizlerimizde bize hiç de yardım etmediler .
şimdilerde 500 milyon  insan yaşıyor EU da  gayri safi  kişi başı gelir reel olarak 25 bin dolar seviyesinde ve barış içinde güçlü bir grup masaya dokununca ses çıkarıyor dünyada. attık kimse masaya yumruk vurmuyor harp başlatacak. herşey bir iştişare ve diyolog içerisinde konuşarak anlaşarak sonuçlanıyor. birinin ak dedigine obiri kara demiyor gride anlaşıyorlar...vesselam.

5 Mayıs 2014 Pazartesi

diren dede kim ?


yaz tatillerini bodrumda geçiren ve orayı çok seven 17 yaşındaki  türk asıllı alman vatandaşı diren binlerce kişinin katıldıgı  cenaze namazı sonu topraga verildi . namaz gündogan caminde bodrumda kılındı. futboluda seven ve oynayan hamburgda oturan genç st. paulide oynuyordu.  talebe mübadele programı kapsamında  montanaya amerikaya gider.   bir arkadaşı ile garajın kapısı açık olan bir  eve dogru seyrederken  evsahibi tanımadıgı bu kişinin hırsız olacagını düşünür basar tüfege  diren ölür . garajdan alkol çalacagını düşünür.  görgü şahidide bu yönde ifade verir. katil amerika yasalarına göre hareket etmiştir .  özel izni olmayan biri özel revirde vurulabilir  sanki herkez yabancı olan herkez potansiyel hırsızdır .  yabancı ile konuşulmaz sorularına cevap verilmez bile. vahşi batıda adet anane böyledir .  butür görenekler taa kızılderililere kadar uzanır . bunları işleyen azmı filmler gördük gençligimizde .  zenci beyaz  ilişkileride  epey işlenmişti beyez perdede.  siyaha olan tahammülsüzlük ve hoşgörü eksikligi diskriminasyonu oldukca tırmandırmıştı .  beyazların okulları ayrı siyahların okulları ayrı yemekhaneler taşıtlar  herşey renge göre ayrılırdı . normallreşme 70 li yıllarda yavaş yavaş  başladı .  beyazlara ayrılan bir yrere otübüste yorgun  tükenmiş bir gece vardiya işçisi  zenci oturmuştu.beyazın israrına ragmen yerinden kalkmayan  rosa park polisce tutuklandı . bu olayı alabamada  kilisede papaz olan martin luter king  kınadı ve otübüse binmeme  boykot etme kararı aldı olaylar tırmandıkca tırmandı . irksal eşitlik hala dünyada yok.yurttaş hakları da hala ülkemizde tartışılabilir.Diren  bu gencecik  çocukta aptalca bir adet yüzünden hayatını vahşi batıda bir hiç yüzünden yitirdi . bu  canice davranışlar insanca   normalleşmeli bu diyarlarda .yabancıya olan ön yargı ve onun  potansiyel suçlu anlayışı bir kanunla hemen sınırlandırılmalı.
ülkemizde  akdeniz temparamentinde  bir yabancıya daima kucak açılır,en azından  nerelisin diyerekten hemen diyalog başlatılır...

2 Mayıs 2014 Cuma

1 mayıs kutlamaları

dün  bir mayıstı.çalışanların işçilerin bayramı .istanbulda tam 39.000 polis olabilecek olayları kontrol altında tutmak için görev başındaydı .  ist .valısi toplantı yeri olarak yenikapıyı adres olarak verdi . sendikalar türk tabibler birligi  ve mühendisler odası taksim diye dayattı . neye mal olursa olsun taksim meydanına ulaşacaklarını ifade ettiler .  polis tüm yolları taksime giden yolları kesti .böylece gerilim tırmandı .  göz yaşartıcı  bombaları TOMA lar su fışkırttı ölen olmadı ama  görsel medyada görünen resimler irkitici idi  buna benzer resimler birde  kamboçyada vardı.
akşamda benim 70. dogum günü için necmiye güzel bir organizasyon yapmış  iskender de idik masada görkemli bir çiçek vardı  masanın tam ortasını dolduruyordu .  20 kişi idik . izzet ikram çok göz doldurdu ancak sevdiklerimin bana sundugu marka giysilere hiçde luzum yoktu .gelmeleri bile yeterdi teşşekkür ettim tüm katılanlara.
 bugünde  ukranya ordusu  dogu ukranyadaki rusya yanlısı  separatistlere  helikopter vs ile müdahale etti . hangi ülke böyle bir duruma sessiz kalırki . putin bu saldırıları kınadı . tekrar soguk savaşın aktif savaşa dönüştügüne mi şahit oluyoruz. son 10 yılda EU nun eski sovyetlere dogru expansiyonu rusyayı rahatsız etti daha fazla doguya kapitalismin rusya aleyhine genişlemesinden rahatsızlar . durum hiçte içaçıcı degil bugünde merkel obama ile görüşmede ...sıcak günler yakın . keşke olay tırmanmasa...


26 Nisan 2014 Cumartesi

Haşim kılıç

anayasa mahkemesinin kuruluş yılı kutlamalarına h.kılıç hükümet üyelerini,muhalefeti ve de tepedeki kurum liderlerini, davet etmiş hepsi biraradalar. h. kılıç bagımsız yargıdan ve ne kadar bagımsız yargının yıpratıldıgından sözetti . paralel yapı mensubu derken vicdanın bir yana itilerek insanlarla dama taşı gibi oynandıgını söyledi . yapılacak işin ise delilleri ortaya koyup suçluları ayıtlamak gerettigini savundu  sürgün insanlarla oynandıgını  herkezi sindirme yöntemine başvuruldugunu dile getirdi .daha evvelde anayasa mahkemesi erdoganın kapattıgı twitter  ın anayasaya haberleşme özgürlügüne uygun olmadıgını söyleyerek yasagı ortadan kaldırdı . bunlar normal çalışan demokrasilerde olmayacak şeyler.bu kararını tanımadıgını revize edilmesi gerektigini dile getirdi .  17 aralık  ve devamı korrupt hükümeti dize getirmek için yapılmıştı erdogan bu suçlamaları yok saydı hepsi küllen yalan bunlar beni devirmek isteyenlerin oyunudur diyerek yanlılarına sıgındı .kemikleşmiş olan oylarını daha da saglamlaştırdı . bu ülkemizin istiklal mücadelesidir diyerek tüm yurdu dolaştı  sonunda haykırdıgı içinde sesini bile kaybetti  kayseriye bile bu yüzden gelemedi .istikrar isteyen halkta ezici bir oyla  yolsuzluk olsada ben yok sayıyorum yoluna devam 
mesajı verdi. h. kılıç  hukuka sıgınıp mahkemelere baskı uygulamayın bu hukuk hepimize gerek dedi  gelen yöneticilere bir şamar dı bu herkez azarlanmış dürüst ve adil olun yalan söylemeyin demişti her kesimden tenkitler başladı idareye yakın olanlarca . biri hukuktan bahsetmeli idi amacını konuşma aştı  kılıç abdüllatif şenerleşti dedi .   kılıç nasıl bir bedel öder pek yakında görecegiz .cezasız kalmaz bu bin TOMA gücündeki adamın püskürtmesi görecegiz. hepsinin yüzünden düşen bin parça idi .


21 Nisan 2014 Pazartesi

Karabiber çiçekleri Nisan 2014

Akdeniz'de bahar bir başka güzeldir.      Kışın bile canlı ve yeşil olan bitki örtüsü  Mart'ın ve Nisan'ın   gelmesi ile adeta coşar.   çevremiz mis gibi çiçekler kokar .üyerlerde sarıdan kırmızıya patlıcan rengi Mordan maviye her türlü koyun gözü çiçekleri el ayası büyüklüğünde bakmaya doyulmayacak güzellikte sanki bir yeşil halının  solmayan güzellikleridir.güneşle açan bu güzellikler güneşin batışı ile kapanır taç yaprakları içinde erkek ve dişi organlarını gizler tüm tehlikeden korurlarki nesillerini devam ettirebilsin.   Doğanın harika siklusu hep devam eder biteviye....tabiat ana hep gizemlerle devam eder  onu tüm detayları ile keşfetmek ne de güzel olurdu aslında.tüm canlılar vede hayvanlar yeryüzünde türlerini devam ettirmek için olmadık mücadele verirler . olaya bu perspektifden baktığımızda herşey çok basit görünür. Olgun insanlara ve herşeye doymuş  ğurulara Engin bir hoş görü hakim olur  .nihayetinde biz insanlarda kozmik alemde çaresiz vede minnacık yaratıklar degilmiyiz? ben merkezli bir dünyada kendimizide pek önemsiyoruz.tüm huzursuzluklarda bundan kaynaklanmıyor mu? Partnere ve diğer hemcinslerimize çok gerekli özel bir yaşam reviri bırakmalıyız ki insanlar soluk alabilsin rahatlıkla...aslanların vede fillerin yaşam revirlerine hiç girdiniz mi? Girmeyin derim be naçizane...
Birazda kervansaray lara otelindeki karabiber ağaçlarından söz edeyim vakti gelmişken. Otel Antalya Körfezi'nin en güzel yerinde bence airportta 10 km mesafede. Güzel yapılmış geniş yollarla ulaşım çok rahat. Otelden sahile ince uzun bir yol iner yol kaymak gibi kaliteli beton bir yoldur .yol boyunca sayısız özenle budanmış palmiyelere paralel  yine sayısız kırmızı çiçeklerini açmış iç gıcıklayıcı kara biber ağaçlarından bahsetmemek ne mümkün. Güneşi gördükçe açıp coşan güneş batınca kapanan bu çiçekler bana sevgilisine kavuşunca  çoşkulu ,sevgilisi uzaklaşınca hüzün yüklü laydileri anımsatır  nasılsa. Siz hiç bu çiçekleri çiğnediniz mi ? Ilk fırsatta deneyin derim hayat iksiridir onlar. Tadı nefaseti günlerce  terk etmez sizi.işte hayatın sırlarından biri.çiçekleri nereye koyacağımızı bile bilemez saga sola ekersiniz  sanki yarın koynuna saklar gibi... 20 Nisan civarında açan bu kırmızı çiçek festivali en çok bir hafta sürer.
Anılar ve yaşanacaklar .akdenizin o masvavi Deniz'i , iyod kokan havası damarlarındadır artık...

19 Nisan 2014 Cumartesi

komşunun tavukları ,yok olan agustos böcekleri civciv

2013 yazı idi hisarcıkta  soyışık ın kiralık bagına mütevazi bir aile göçmüştü. ailenin birkaç tavuk bir kaç horozu vardı  bir sabah yine erkenden kalktığımda etrafta  bir şeyler arayan telaşlı bir kadın gördüm  çevreye tüm aile yayılmış  kaybolan tavuk ve horozlarını arıyorlardı.. eskilerde her evde düzünelerce tavuk ve horoz olurdu hiçbir tavuğun ve ya horozumuzun kaybolduğu olmamıştı.biraz evden uzaklaşsalarda onlar  biraz gönül eglerler civarda gezip tozarlar  akşam oluncada kümeslerine gelirlerdi . kimse bir çoban gibi onların peşinde asla koşmazdı . evlerini kümeslerini bilirlerdi . şimdiki tavukların genleri ile oynandıgından mı her ne hikmetse   bir garip oldu bu kanatlıların sanki zekaları geriledi kimbilir.oryantasyonları azaldı yani... tüm aramalara ragmen  yeni komşumuz tavuklarını bulmuş degil. çevrede  zaman zaman sansar olurdu özellikle sonbahara dogru  çok saglam olduklarına inanılan kümeslere bile girer içerdeki tüm  hayvanları  bogarak kanlarını emerdi.vampirvari.böyle günlerde hayvanların  yasları evlere çöker kimsenin konuşmaya mecali olmazdı .  manzara bir meydan savaşı sonunu anımsatırdı yerde yatan cesetler...
küresel isınma dogayı hoyratca tahrip etme bilinçsizce kullanılan mücadele ilaçları  aşırı betonlaşma  ormanlarin yok oluşu doga dengesini tahrip ederek bir sürü canlı türünün ortadan kalkmasına sebep oldu;
mesela temmuzda sarı sıcakların bastırması ile kaysılar masil olur çaglalıktan çıkarak kaysıya dönüştügünde özellikle ögle saatlerinde civciv lerin ötüşü başlardı öyleki  sanki yer gök bu kuvvetli koro ile adeta inlerdi .  civcivler yeni taze sürgünlerin canına okur suyunu üsaraesini emer  düz bir çizgi şeklinde  sürgün ucuna dogru kabugu çizer giderdi . bazı sürgünler bu traumadan etkilenir kururdu bile. şimdilerde bu tür civcivler artık yok sıcak yaz günleri tam bir sessizlik hakim yazlık bahçelerde  civciv korolarımız yok artık maalesef...
yok olan türlerden biride dambra dedigimiz narin insektler. bunların 5-6 cm kadar kuyrukları olurdu kelebek kanatlarını andıran zarif 4 lü kanatları vardı bag bahçelerde genelde kuruyan  ince dalların üzerine konar orada bir kaç dakika  hanatlarını titreştirerek balansta dengede dururlardı biz veletlerde   bunları kuyruklarından yakalardık . korumasız zararsız sessiz hayvancıklardı. ekseri kuyruk gerisinden öne dogru fazla hasar vermeden dabranın kıçına ince kaygan çöpler sokarak dambralarımızı aramızda yarıştırırdık . sanki uçak yarışı mübarek.  kuyrugunda çöp olan dambranın kuyrugu aşagıya dogru bükülür pek uzaklara kadar gidemez,yere düşerlerdi .kiminki en uzaga uçtu ise o oyunu kazanırdı zavallı dambralar  yok oldu günümüzde yok oluşu sakın bizim katlimize baglamayın .doga dengesinin  bozulması sonu bu zarif hayvancıklar ortadan kayboldular...
aşırı betonlaşan şehirlerde artık bir kaç serçe  güvercin dışında baharı müjdeleyen kuşlarda yok artık...batıda çevre bilinci inanılmaz boyutta.  doga dengesi bir kere bozulunca tekrar tesisinin çok zor oldugunu bildikleri için çok çevrecidir batılılar.inşallah bu bilincin bizdede gelişmesi asırlar almaz diye temmenni edelim ..

12 Nisan 2014 Cumartesi

hapishanede tatlılar

nasılsa 2 tatlı deli hapishanede  sıkı fıkı arkadaş olur yedikleri içtikleri ayrı gitmez  ikiside hücre evresini akıllı uslu tamamlayınca  idare onlara altlı üstlü bir ranza sunar küçük bir odada. onlarda böylece aynı odayı paylaşarak samimiyeti dada artırırlar. ikiside adam öldüren ve ömür boyu hapse konan  elleme mangal kömürlerinin aksine gayet sakin ve akıllı görünen tatlı manyaklardır. günün birinde ömür boyu burada kalmamaları gerektigi konusunda uzlaşır  kaçmaya karar verirler. ama bu azılı katillerin tutuldugu hapishanenin etrafında çenber şeklinde 50 tane yüksek  duvar vardır.  amerikadaki meşhur alcasar hapishanesi kadar emniyetlidir bunu bilirler. günün birinde  bekledikleri an gelir  nöbetçilere ince bir ayar vererek aksiyona başlarlar .  duvar bir der birisi öbiri duvar iki der böylece  49 zuncu duvara kadar  kan ter içinde kalırlar başarı yakındır artık ikiside özgür olacak hür bir şekilde yaşayacaklardır .   ancak biri su koyverir 50. duvara tam tırmanacakları sırada  ama ben çok yoruldum  devam edecek artık halim  kalmadı ben geri dönüyorum der tutturur ve geri döner . arkadaşına çok baglı olan 2. delide onu takip ederek hücrelerine geri dönerler...son anlardaki sabır işte böyle hayati önemlidir kıssadan hisse duyurulur. 

11 Nisan 2014 Cuma

6.filo istanbulda

amerikalıları ilk defa 1963 senesi yazında trabzonda meryem ana kılısesini temizledigimiz  yıl tanıma fırsatı buldum . temizlemekte amacımız turizme açmaktı. biz  maçkada internasyonel  grup olarak faaliyet gösterirken amerikalı askerlerde gelir bu güzel köşede piknik yaparlardı .beyazlar ve zenciler hep bir arada idi . tapelerinden müzik sesleri yükselir coca cola bira belkide farklı tür yüksek  dereceli alkolde kullanırlardı . yerler içerler dans eder  eglenirlerdi .zaman zamanda ingilizce karsdan karamandan   sözler eder dünya politikalarından vietnam harbinden falan konuşurduk ...o yıllarda  onların imkanları kılık kıyafetleri hatta termos denen aletleri ile bile fark atarlardı.ilk onlarda görmüştüm . 1960 sonrası hippilerin başkaldırısı başladı özellikle 62 kuşagı o güne kadar kabul gören tüm dünya kurallarına başkaldırdı.  bu akım batıdan doguya dogru süratlice dalga dalga yayıldı .hippyler sultan ahmet meydanını mekan tuttular  slogan olarakta  süt iç süt içiri seçmişlerdi saçları sakalları uzamış kılık kıyafet özensiz erkeklerdi bayanlarda da makyaj öje olmazdı  bunlar o dönemde her mekanda sarmaş dolaş olur durmadan saatlerce öpüşürler kimseleride takmazlardı. amerika 2. dünya savaşı sonrası popülaritesi en yüksek ve en saygın ülke idi  dünyada.sonrasında  vietnam savaşı israil ile özel yakın ilişkileri arap israil savaşı kıbrıs geriliminde sergiledigi yanlı tutum.istanbula gelen akdenizdeki altıncı filo askerlerine genelevlerin özel boyatılması USA ya karşı  materyalist karşıtı bir tavır 67 haziranında başlayarak gittikce tırmandı taa ki 69 şıubatına kadar şürdü .  . halbuki 67  baharında deniz altılarını görmüş ve gruplar olarakta agzımız açık bir şekilde gezdirilmiştik.tüm yüksek ögrenim gençligi olarak çok etkilenmiştik bu sunumlardan. bizim güçlü müttefikimiz olan USA ya  tavrımız 1968 de yavaş yavaş olumsuz bir hal aldı
.daha sonralarıda türk talebe cemiyetinin liderliginde gırtlagımız yarılırcasına kadar GO HOME mitinglerine iştirak etmiştim...bu tarihte denize atılan askerler bile oldu beyoglunda şurda burda tartaklandılar darp bile maruz kalanlar oldu uniformalarına boyalarla bile saldırıldı.imajları gittikçe yara aldı...