anayasa mahkemesinin kuruluş yılı kutlamalarına h.kılıç hükümet üyelerini,muhalefeti ve de tepedeki kurum liderlerini, davet etmiş hepsi biraradalar. h. kılıç bagımsız yargıdan ve ne kadar bagımsız yargının yıpratıldıgından sözetti . paralel yapı mensubu derken vicdanın bir yana itilerek insanlarla dama taşı gibi oynandıgını söyledi . yapılacak işin ise delilleri ortaya koyup suçluları ayıtlamak gerettigini savundu sürgün insanlarla oynandıgını herkezi sindirme yöntemine başvuruldugunu dile getirdi .daha evvelde anayasa mahkemesi erdoganın kapattıgı twitter ın anayasaya haberleşme özgürlügüne uygun olmadıgını söyleyerek yasagı ortadan kaldırdı . bunlar normal çalışan demokrasilerde olmayacak şeyler.bu kararını tanımadıgını revize edilmesi gerektigini dile getirdi . 17 aralık ve devamı korrupt hükümeti dize getirmek için yapılmıştı erdogan bu suçlamaları yok saydı hepsi küllen yalan bunlar beni devirmek isteyenlerin oyunudur diyerek yanlılarına sıgındı .kemikleşmiş olan oylarını daha da saglamlaştırdı . bu ülkemizin istiklal mücadelesidir diyerek tüm yurdu dolaştı sonunda haykırdıgı içinde sesini bile kaybetti kayseriye bile bu yüzden gelemedi .istikrar isteyen halkta ezici bir oyla yolsuzluk olsada ben yok sayıyorum yoluna devam
mesajı verdi. h. kılıç hukuka sıgınıp mahkemelere baskı uygulamayın bu hukuk hepimize gerek dedi gelen yöneticilere bir şamar dı bu herkez azarlanmış dürüst ve adil olun yalan söylemeyin demişti her kesimden tenkitler başladı idareye yakın olanlarca . biri hukuktan bahsetmeli idi amacını konuşma aştı kılıç abdüllatif şenerleşti dedi . kılıç nasıl bir bedel öder pek yakında görecegiz .cezasız kalmaz bu bin TOMA gücündeki adamın püskürtmesi görecegiz. hepsinin yüzünden düşen bin parça idi .
26 Nisan 2014 Cumartesi
21 Nisan 2014 Pazartesi
Karabiber çiçekleri Nisan 2014
Akdeniz'de bahar bir başka güzeldir. Kışın bile canlı ve yeşil olan bitki örtüsü Mart'ın ve Nisan'ın gelmesi ile adeta coşar. çevremiz mis gibi çiçekler kokar .üyerlerde sarıdan kırmızıya patlıcan rengi Mordan maviye her türlü koyun gözü çiçekleri el ayası büyüklüğünde bakmaya doyulmayacak güzellikte sanki bir yeşil halının solmayan güzellikleridir.güneşle açan bu güzellikler güneşin batışı ile kapanır taç yaprakları içinde erkek ve dişi organlarını gizler tüm tehlikeden korurlarki nesillerini devam ettirebilsin. Doğanın harika siklusu hep devam eder biteviye....tabiat ana hep gizemlerle devam eder onu tüm detayları ile keşfetmek ne de güzel olurdu aslında.tüm canlılar vede hayvanlar yeryüzünde türlerini devam ettirmek için olmadık mücadele verirler . olaya bu perspektifden baktığımızda herşey çok basit görünür. Olgun insanlara ve herşeye doymuş ğurulara Engin bir hoş görü hakim olur .nihayetinde biz insanlarda kozmik alemde çaresiz vede minnacık yaratıklar degilmiyiz? ben merkezli bir dünyada kendimizide pek önemsiyoruz.tüm huzursuzluklarda bundan kaynaklanmıyor mu? Partnere ve diğer hemcinslerimize çok gerekli özel bir yaşam reviri bırakmalıyız ki insanlar soluk alabilsin rahatlıkla...aslanların vede fillerin yaşam revirlerine hiç girdiniz mi? Girmeyin derim be naçizane...
Birazda kervansaray lara otelindeki karabiber ağaçlarından söz edeyim vakti gelmişken. Otel Antalya Körfezi'nin en güzel yerinde bence airportta 10 km mesafede. Güzel yapılmış geniş yollarla ulaşım çok rahat. Otelden sahile ince uzun bir yol iner yol kaymak gibi kaliteli beton bir yoldur .yol boyunca sayısız özenle budanmış palmiyelere paralel yine sayısız kırmızı çiçeklerini açmış iç gıcıklayıcı kara biber ağaçlarından bahsetmemek ne mümkün. Güneşi gördükçe açıp coşan güneş batınca kapanan bu çiçekler bana sevgilisine kavuşunca çoşkulu ,sevgilisi uzaklaşınca hüzün yüklü laydileri anımsatır nasılsa. Siz hiç bu çiçekleri çiğnediniz mi ? Ilk fırsatta deneyin derim hayat iksiridir onlar. Tadı nefaseti günlerce terk etmez sizi.işte hayatın sırlarından biri.çiçekleri nereye koyacağımızı bile bilemez saga sola ekersiniz sanki yarın koynuna saklar gibi... 20 Nisan civarında açan bu kırmızı çiçek festivali en çok bir hafta sürer.
Anılar ve yaşanacaklar .akdenizin o masvavi Deniz'i , iyod kokan havası damarlarındadır artık...
Birazda kervansaray lara otelindeki karabiber ağaçlarından söz edeyim vakti gelmişken. Otel Antalya Körfezi'nin en güzel yerinde bence airportta 10 km mesafede. Güzel yapılmış geniş yollarla ulaşım çok rahat. Otelden sahile ince uzun bir yol iner yol kaymak gibi kaliteli beton bir yoldur .yol boyunca sayısız özenle budanmış palmiyelere paralel yine sayısız kırmızı çiçeklerini açmış iç gıcıklayıcı kara biber ağaçlarından bahsetmemek ne mümkün. Güneşi gördükçe açıp coşan güneş batınca kapanan bu çiçekler bana sevgilisine kavuşunca çoşkulu ,sevgilisi uzaklaşınca hüzün yüklü laydileri anımsatır nasılsa. Siz hiç bu çiçekleri çiğnediniz mi ? Ilk fırsatta deneyin derim hayat iksiridir onlar. Tadı nefaseti günlerce terk etmez sizi.işte hayatın sırlarından biri.çiçekleri nereye koyacağımızı bile bilemez saga sola ekersiniz sanki yarın koynuna saklar gibi... 20 Nisan civarında açan bu kırmızı çiçek festivali en çok bir hafta sürer.
Anılar ve yaşanacaklar .akdenizin o masvavi Deniz'i , iyod kokan havası damarlarındadır artık...
19 Nisan 2014 Cumartesi
komşunun tavukları ,yok olan agustos böcekleri civciv
2013 yazı idi hisarcıkta soyışık ın kiralık bagına mütevazi bir aile göçmüştü. ailenin birkaç tavuk bir kaç horozu vardı bir sabah yine erkenden kalktığımda etrafta bir şeyler arayan telaşlı bir kadın gördüm çevreye tüm aile yayılmış kaybolan tavuk ve horozlarını arıyorlardı.. eskilerde her evde düzünelerce tavuk ve horoz olurdu hiçbir tavuğun ve ya horozumuzun kaybolduğu olmamıştı.biraz evden uzaklaşsalarda onlar biraz gönül eglerler civarda gezip tozarlar akşam oluncada kümeslerine gelirlerdi . kimse bir çoban gibi onların peşinde asla koşmazdı . evlerini kümeslerini bilirlerdi . şimdiki tavukların genleri ile oynandıgından mı her ne hikmetse bir garip oldu bu kanatlıların sanki zekaları geriledi kimbilir.oryantasyonları azaldı yani... tüm aramalara ragmen yeni komşumuz tavuklarını bulmuş degil. çevrede zaman zaman sansar olurdu özellikle sonbahara dogru çok saglam olduklarına inanılan kümeslere bile girer içerdeki tüm hayvanları bogarak kanlarını emerdi.vampirvari.böyle günlerde hayvanların yasları evlere çöker kimsenin konuşmaya mecali olmazdı . manzara bir meydan savaşı sonunu anımsatırdı yerde yatan cesetler...
küresel isınma dogayı hoyratca tahrip etme bilinçsizce kullanılan mücadele ilaçları aşırı betonlaşma ormanlarin yok oluşu doga dengesini tahrip ederek bir sürü canlı türünün ortadan kalkmasına sebep oldu;
mesela temmuzda sarı sıcakların bastırması ile kaysılar masil olur çaglalıktan çıkarak kaysıya dönüştügünde özellikle ögle saatlerinde civciv lerin ötüşü başlardı öyleki sanki yer gök bu kuvvetli koro ile adeta inlerdi . civcivler yeni taze sürgünlerin canına okur suyunu üsaraesini emer düz bir çizgi şeklinde sürgün ucuna dogru kabugu çizer giderdi . bazı sürgünler bu traumadan etkilenir kururdu bile. şimdilerde bu tür civcivler artık yok sıcak yaz günleri tam bir sessizlik hakim yazlık bahçelerde civciv korolarımız yok artık maalesef...
yok olan türlerden biride dambra dedigimiz narin insektler. bunların 5-6 cm kadar kuyrukları olurdu kelebek kanatlarını andıran zarif 4 lü kanatları vardı bag bahçelerde genelde kuruyan ince dalların üzerine konar orada bir kaç dakika hanatlarını titreştirerek balansta dengede dururlardı biz veletlerde bunları kuyruklarından yakalardık . korumasız zararsız sessiz hayvancıklardı. ekseri kuyruk gerisinden öne dogru fazla hasar vermeden dabranın kıçına ince kaygan çöpler sokarak dambralarımızı aramızda yarıştırırdık . sanki uçak yarışı mübarek. kuyrugunda çöp olan dambranın kuyrugu aşagıya dogru bükülür pek uzaklara kadar gidemez,yere düşerlerdi .kiminki en uzaga uçtu ise o oyunu kazanırdı zavallı dambralar yok oldu günümüzde yok oluşu sakın bizim katlimize baglamayın .doga dengesinin bozulması sonu bu zarif hayvancıklar ortadan kayboldular...
aşırı betonlaşan şehirlerde artık bir kaç serçe güvercin dışında baharı müjdeleyen kuşlarda yok artık...batıda çevre bilinci inanılmaz boyutta. doga dengesi bir kere bozulunca tekrar tesisinin çok zor oldugunu bildikleri için çok çevrecidir batılılar.inşallah bu bilincin bizdede gelişmesi asırlar almaz diye temmenni edelim ..
küresel isınma dogayı hoyratca tahrip etme bilinçsizce kullanılan mücadele ilaçları aşırı betonlaşma ormanlarin yok oluşu doga dengesini tahrip ederek bir sürü canlı türünün ortadan kalkmasına sebep oldu;
mesela temmuzda sarı sıcakların bastırması ile kaysılar masil olur çaglalıktan çıkarak kaysıya dönüştügünde özellikle ögle saatlerinde civciv lerin ötüşü başlardı öyleki sanki yer gök bu kuvvetli koro ile adeta inlerdi . civcivler yeni taze sürgünlerin canına okur suyunu üsaraesini emer düz bir çizgi şeklinde sürgün ucuna dogru kabugu çizer giderdi . bazı sürgünler bu traumadan etkilenir kururdu bile. şimdilerde bu tür civcivler artık yok sıcak yaz günleri tam bir sessizlik hakim yazlık bahçelerde civciv korolarımız yok artık maalesef...
yok olan türlerden biride dambra dedigimiz narin insektler. bunların 5-6 cm kadar kuyrukları olurdu kelebek kanatlarını andıran zarif 4 lü kanatları vardı bag bahçelerde genelde kuruyan ince dalların üzerine konar orada bir kaç dakika hanatlarını titreştirerek balansta dengede dururlardı biz veletlerde bunları kuyruklarından yakalardık . korumasız zararsız sessiz hayvancıklardı. ekseri kuyruk gerisinden öne dogru fazla hasar vermeden dabranın kıçına ince kaygan çöpler sokarak dambralarımızı aramızda yarıştırırdık . sanki uçak yarışı mübarek. kuyrugunda çöp olan dambranın kuyrugu aşagıya dogru bükülür pek uzaklara kadar gidemez,yere düşerlerdi .kiminki en uzaga uçtu ise o oyunu kazanırdı zavallı dambralar yok oldu günümüzde yok oluşu sakın bizim katlimize baglamayın .doga dengesinin bozulması sonu bu zarif hayvancıklar ortadan kayboldular...
aşırı betonlaşan şehirlerde artık bir kaç serçe güvercin dışında baharı müjdeleyen kuşlarda yok artık...batıda çevre bilinci inanılmaz boyutta. doga dengesi bir kere bozulunca tekrar tesisinin çok zor oldugunu bildikleri için çok çevrecidir batılılar.inşallah bu bilincin bizdede gelişmesi asırlar almaz diye temmenni edelim ..
12 Nisan 2014 Cumartesi
hapishanede tatlılar
nasılsa 2 tatlı deli hapishanede sıkı fıkı arkadaş olur yedikleri içtikleri ayrı gitmez ikiside hücre evresini akıllı uslu tamamlayınca idare onlara altlı üstlü bir ranza sunar küçük bir odada. onlarda böylece aynı odayı paylaşarak samimiyeti dada artırırlar. ikiside adam öldüren ve ömür boyu hapse konan elleme mangal kömürlerinin aksine gayet sakin ve akıllı görünen tatlı manyaklardır. günün birinde ömür boyu burada kalmamaları gerektigi konusunda uzlaşır kaçmaya karar verirler. ama bu azılı katillerin tutuldugu hapishanenin etrafında çenber şeklinde 50 tane yüksek duvar vardır. amerikadaki meşhur alcasar hapishanesi kadar emniyetlidir bunu bilirler. günün birinde bekledikleri an gelir nöbetçilere ince bir ayar vererek aksiyona başlarlar . duvar bir der birisi öbiri duvar iki der böylece 49 zuncu duvara kadar kan ter içinde kalırlar başarı yakındır artık ikiside özgür olacak hür bir şekilde yaşayacaklardır . ancak biri su koyverir 50. duvara tam tırmanacakları sırada ama ben çok yoruldum devam edecek artık halim kalmadı ben geri dönüyorum der tutturur ve geri döner . arkadaşına çok baglı olan 2. delide onu takip ederek hücrelerine geri dönerler...son anlardaki sabır işte böyle hayati önemlidir kıssadan hisse duyurulur.
11 Nisan 2014 Cuma
6.filo istanbulda
amerikalıları ilk defa 1963 senesi yazında trabzonda meryem ana kılısesini temizledigimiz yıl tanıma fırsatı buldum . temizlemekte amacımız turizme açmaktı. biz maçkada internasyonel grup olarak faaliyet gösterirken amerikalı askerlerde gelir bu güzel köşede piknik yaparlardı .beyazlar ve zenciler hep bir arada idi . tapelerinden müzik sesleri yükselir coca cola bira belkide farklı tür yüksek dereceli alkolde kullanırlardı . yerler içerler dans eder eglenirlerdi .zaman zamanda ingilizce karsdan karamandan sözler eder dünya politikalarından vietnam harbinden falan konuşurduk ...o yıllarda onların imkanları kılık kıyafetleri hatta termos denen aletleri ile bile fark atarlardı.ilk onlarda görmüştüm . 1960 sonrası hippilerin başkaldırısı başladı özellikle 62 kuşagı o güne kadar kabul gören tüm dünya kurallarına başkaldırdı. bu akım batıdan doguya dogru süratlice dalga dalga yayıldı .hippyler sultan ahmet meydanını mekan tuttular slogan olarakta süt iç süt içiri seçmişlerdi saçları sakalları uzamış kılık kıyafet özensiz erkeklerdi bayanlarda da makyaj öje olmazdı bunlar o dönemde her mekanda sarmaş dolaş olur durmadan saatlerce öpüşürler kimseleride takmazlardı. amerika 2. dünya savaşı sonrası popülaritesi en yüksek ve en saygın ülke idi dünyada.sonrasında vietnam savaşı israil ile özel yakın ilişkileri arap israil savaşı kıbrıs geriliminde sergiledigi yanlı tutum.istanbula gelen akdenizdeki altıncı filo askerlerine genelevlerin özel boyatılması USA ya karşı materyalist karşıtı bir tavır 67 haziranında başlayarak gittikce tırmandı taa ki 69 şıubatına kadar şürdü . . halbuki 67 baharında deniz altılarını görmüş ve gruplar olarakta agzımız açık bir şekilde gezdirilmiştik.tüm yüksek ögrenim gençligi olarak çok etkilenmiştik bu sunumlardan. bizim güçlü müttefikimiz olan USA ya tavrımız 1968 de yavaş yavaş olumsuz bir hal aldı
.daha sonralarıda türk talebe cemiyetinin liderliginde gırtlagımız yarılırcasına kadar GO HOME mitinglerine iştirak etmiştim...bu tarihte denize atılan askerler bile oldu beyoglunda şurda burda tartaklandılar darp bile maruz kalanlar oldu uniformalarına boyalarla bile saldırıldı.imajları gittikçe yara aldı...
.daha sonralarıda türk talebe cemiyetinin liderliginde gırtlagımız yarılırcasına kadar GO HOME mitinglerine iştirak etmiştim...bu tarihte denize atılan askerler bile oldu beyoglunda şurda burda tartaklandılar darp bile maruz kalanlar oldu uniformalarına boyalarla bile saldırıldı.imajları gittikçe yara aldı...
5 Nisan 2014 Cumartesi
kalp krizi
dünden devam :
rahmetlinin işleri gittikce büyür.caddedeki küçük restorant çalışırken biraderi 1. katta tam kat olarak o yılların en gösterişli restorantını disayn eder. açılışıda restoranın benim dügün yemeyimle olur .ve öyle güzel çalışırki altın yumurtlayan bir tavuk gibidir.herkez takdir eder . çok kısa bir sürede iskender agız damak tadı için bu cografyada marka olur...
, böyle güzelçalışan bir düzen büyük özveri ister benim takdir ettigim patron eniştemiz de olur bu arada sabah 5 de mutlaka erken kalkarak işine gider iskender için mimarsinandan bizzat kaymagını alır.hale gider meyvesini karpuzunu alır . kasap ismaile giderek etini alır . ve kasadan hiç ayrılmaz. namaz kılacagı veya özel anlarda kasayı salih koçaga ve benzeri güvenli kişilre kısa bir süre için terkeder . bu arada inşaat işlerine başlar rahmetli halit çagıl ile bu işleri kovalar fırın manav işleride bu arada yürür gider.öyleki kasada durup devamlı para almak onu sıkmaya başlar son yıllarda ilerde sanayi yatırımlarına geçecektir. zekasını göstermesi için yaşadıgı bir anekdotta şimdi sıra : bir gün iskenderde dügün yemegi vardır ve her taraf tıklım tıklım doludur.yüzlerce kişi yemektedir . garsonun biri gelir patron adam yemek yerken öldü yerde yatıyor dediginde patron lan sus der yerde yatan adamın yanına varır nabzını tutar garsona al bunu sırtına aşagıdaki taksiye yükle hemen hastaneye yetiştir adam kiriz geçiriyor der. herkez de yemegine devam eder. ölü haberi ile millete bir şok yaşatmaz...halbüki adam nalları dikmiştir çoktan ölüdür...işte pratik bir zeka örnegi size...
rahmetlinin işleri gittikce büyür.caddedeki küçük restorant çalışırken biraderi 1. katta tam kat olarak o yılların en gösterişli restorantını disayn eder. açılışıda restoranın benim dügün yemeyimle olur .ve öyle güzel çalışırki altın yumurtlayan bir tavuk gibidir.herkez takdir eder . çok kısa bir sürede iskender agız damak tadı için bu cografyada marka olur...
, böyle güzelçalışan bir düzen büyük özveri ister benim takdir ettigim patron eniştemiz de olur bu arada sabah 5 de mutlaka erken kalkarak işine gider iskender için mimarsinandan bizzat kaymagını alır.hale gider meyvesini karpuzunu alır . kasap ismaile giderek etini alır . ve kasadan hiç ayrılmaz. namaz kılacagı veya özel anlarda kasayı salih koçaga ve benzeri güvenli kişilre kısa bir süre için terkeder . bu arada inşaat işlerine başlar rahmetli halit çagıl ile bu işleri kovalar fırın manav işleride bu arada yürür gider.öyleki kasada durup devamlı para almak onu sıkmaya başlar son yıllarda ilerde sanayi yatırımlarına geçecektir. zekasını göstermesi için yaşadıgı bir anekdotta şimdi sıra : bir gün iskenderde dügün yemegi vardır ve her taraf tıklım tıklım doludur.yüzlerce kişi yemektedir . garsonun biri gelir patron adam yemek yerken öldü yerde yatıyor dediginde patron lan sus der yerde yatan adamın yanına varır nabzını tutar garsona al bunu sırtına aşagıdaki taksiye yükle hemen hastaneye yetiştir adam kiriz geçiriyor der. herkez de yemegine devam eder. ölü haberi ile millete bir şok yaşatmaz...halbüki adam nalları dikmiştir çoktan ölüdür...işte pratik bir zeka örnegi size...
4 Nisan 2014 Cuma
gittigi yer cennet olsun
hayatta en takdir ettigim insanlardan birini yakında kaybettim.
gittigi yer cennet olsun .taa çocuklugundan beri dur durak bilmeden diezel moturu gibi durmadan çalışan zeki bir insan . ilk okuldan sonra serbest ticaret hayatına başlamış sahip oldugu fırına komyonla gelen çuvallarla unu sırtında taşımış. askerlik sonu açtıgı lokantada çok başarılı olmuş . anlattıgı bir anekdotu burada anlatmam lazım .kayseriye fotbol maçı yapmak üzere bir takım gelmiş.lokantasında şipariş verirken hepside rus salatası yemek ister.garson kırsal kesimlidir patrona bu genç patrona gelir patron bizde rus salatası yok ne yapacagız şimdi diye sorar.ne demek yok diyerekten köşedeki yogurt külegini kapar ve bir kazandaki klasik çoban salatasına alabora eder yogurdu. yap herkeze bu rus salatasından servis der garsona .garson agbey bu yogurtlu çoban salatası ne alakası var rus salatası ile diye itiraz eder oglum bu kayseriye özel rus salatasıdır laf etme dagıt sen der. tüm sporcular salatayı agızlarının suyu akaraktan yerler ve böyle lezzetli rus salatası hayatlarında yemediklerini hepsi ayrı ayrı dile getirir hem garsona hemde bu genç patrona ayrı ayrı teşşekkür ederek mutlu bir şekilde lokantadan ayrılırlar.devamı gelecek....
gittigi yer cennet olsun .taa çocuklugundan beri dur durak bilmeden diezel moturu gibi durmadan çalışan zeki bir insan . ilk okuldan sonra serbest ticaret hayatına başlamış sahip oldugu fırına komyonla gelen çuvallarla unu sırtında taşımış. askerlik sonu açtıgı lokantada çok başarılı olmuş . anlattıgı bir anekdotu burada anlatmam lazım .kayseriye fotbol maçı yapmak üzere bir takım gelmiş.lokantasında şipariş verirken hepside rus salatası yemek ister.garson kırsal kesimlidir patrona bu genç patrona gelir patron bizde rus salatası yok ne yapacagız şimdi diye sorar.ne demek yok diyerekten köşedeki yogurt külegini kapar ve bir kazandaki klasik çoban salatasına alabora eder yogurdu. yap herkeze bu rus salatasından servis der garsona .garson agbey bu yogurtlu çoban salatası ne alakası var rus salatası ile diye itiraz eder oglum bu kayseriye özel rus salatasıdır laf etme dagıt sen der. tüm sporcular salatayı agızlarının suyu akaraktan yerler ve böyle lezzetli rus salatası hayatlarında yemediklerini hepsi ayrı ayrı dile getirir hem garsona hemde bu genç patrona ayrı ayrı teşşekkür ederek mutlu bir şekilde lokantadan ayrılırlar.devamı gelecek....
2 Nisan 2014 Çarşamba
0.04 YTL ipotek
dün bayan bir avukattan uzun bir resmi yazı aldık. hani şu sarı zarflar varya onlardan.iadeli taahütlü gönderilmiş.seyahattede oldugumuzdan zarfı mahalle muhtarımıza bırakmışlar. içinde ne oldugunuda bilmediginden muhtar abdullah yigit bizi almanyada buldu çok önemli resmi bir mektup geldi hemen alınız dedi çok heyecanlı idi . bizde ayn heyecanı duyduk tatil biter bitmez muhtara ugradım ve zarfı aldım . açıp okudugumda da rahmetli aziz nesin lik bir yazıya rastladım .yazının özü sene 1950 de rahmetli adem çilsal şimdi organize taraflarında bir arsaya ipotek koymuş alacagına mahsuben . yani tam bundan 65 sene önce. alacagını da almış ama ipotek kaldırılmamış .şimdi avukat hanım adem çilsal varislerine tek tek aynı bize gönderilen mektuptan göndermiş. ipotegi çözün diye bu konuda şahitleride varmış o gün konulan ipotek bugünkü degerlerle 0.04 YTL imiş . kargaların bile gülecegi, senbolik bir rakam. yani 4 kuruşluk ama sadece 4 kuruşluk bir ipotek...gülermisin aglarmısın avukatın ugraşı mahkemelerin bu ıvır zıvır ile ugraşması posta idaresinin iadeli taahhütlü yorgunlugu .deger mi bu maymun gulu gulu dansına....işte bu yüzdende böyle komik şeylerle energiyi tüketerek mega işlere egilemiyoruz duy ey kanun yapıcı bırak kasetleri karşılıklı nezaket kuralları dışı didişmeleri...neydi son mahalli seçimlerdeki mitingler başçalan pensilvanya ssk genel müdürü vs gibi hitaplar mecliste nasıl uyum içinde çalışacaksınız evvela nezaket ve asalet diyorum...
19 Mart 2014 Çarşamba
8 martta güzel bir güneşli günde münih havaalanına dakik olarak indik . cafe de dinlendik ve dursunlar saat 13 de bizi arabaları ile alarak fieberbrunna dogru hareket ettik . bu ara zaten 2 saatlik bir yol . otelde odalarımızı aldık 408 bizim oda 410 nevzatların odalar park yerine bakıyor . kısa bir yürüyüş yaptık .daha evvel her taraf bembeyaz bir örtü ile örtülü olurdu bu manzralar hep anımızdaydı. yeri topragı görmek mümkün olmazdı tüm çatılar en az bir metre kar ile yüklü örtülü olurdu.. mum bootları giymeden yürüyüş yapılamazdı çünkü ayakkabıların içi kar dolardı. . bu sene kar az yagmış şehir içinde her taraf ta çayırlar yeşermiş sanki bahar erken gelmiş hava masmavi açık sıcaklık 20 derecelerde oldukca ılık . ama reckmoos noord ve lerchfilzen pistlerinde o meşhur toz kar kaymak için çok ideal . ben tüm pistleri ki 150 km . kadar var hepsini gördüm ve kaydım .5 günlük skipass ile kaymadıgım yer kalmadı alplerin bu bölümünde . sabah saat 6.30 unda nevzat ile yürüyüş yaptık hergün karın hissedilir derecede azaldıgını gördük 45 dakikalık yürüyüş sonrası SPAya girdik 20 dakika kadar yüzdük havuzda kimselerde olmazdı bizden başka. odalara çıktıgımızda ben sıcak su dolu küvete uzanırdım yine 20 dakıka kadar .sonrasında balkona geçer havlu bornoz ve battaniye altında yarım saat kadar keyifli bir uzanma relax yapardım balkondan yamaçların yeşil çamlarına kar ile tezat kontrasına doyum olmazdı. .saat 09.15 de kahvaltıda buluşur şampayalı lachslı her cinsten bol peynirli kahvatımızı yapardık . saat 10 da da kayak kıyafetlerini giyerek kendimizi pistlere vururduk . 3 sat kadar kan ter içinde kayar ögle bir saat kadar ara verir küvette regenere olurdum saat 14 de tekrar kiyafetleri donanır bergbahnen ele tepelere çıkar degişik pistlerde 2 saat kadar kayardım . kayak sonu tekrar küvete yatar sıcak suda ısınırdım . autria trendin direkt pistte oluşu bir çok avantajıda beraberinde getiriyordu araç vs ihtiyacı olmadan her şey bu kompakt otelde halloluyordu.5 günlük kayak ,SPA hepimize çok iyi gelmişti.gelecek yıl yine aynı yerde buluşmaya söz verdik...tabii sıhhat elverirse...
3 Mart 2014 Pazartesi
su deposu bakımı.
arkadaşımız şaban minareci çok çalışkan biridir. hiç boş durmaz hep birşeylerle ugraşır eline aldıgı her şeyide mükemmel yapar ve sonuçlandırır .
bir gün damda su deposunun içini kontrol eder içi oldukca kirli gözükür. dibinde tortular vardır . içinin boyası atmış yer yer kavlamış ve paslanmıştır. suyu boşaltır. bir kaç gün deponun içerisinin boşalmasını kurumasını bekler . zimpara moturunu alarak varilin içine girer. tüm içini makina ile zimparalamaya başlar bu arada hava toz duman olur aspire etmemek için maskede takar zimparaya devam eder. içi pırıl pırıl olmuştur. dişarı çıkar ama bu arada nefes darlıgı hisseder bu durum onu çok ta rahatsız eder nefes almak gittikce zorlaşır . arkadaşım bu nefes darlıgı ile bayagı ugraştı gögüs doktorları bu sıkıntının zimpara sonu cigerlere çöken demir tozundan ileri geldigini dile getirdiler. o günden beri depo temizlemeye yeminli kendisi .ama üretime devam . özellikle nefesi açıldıgından beride çapa makinası ile yogun ugraş verir .kössü =köstebeki tapanca ile yakalamada vurmada da rakip tanımaz bir avcıdır kendisi .ne zaman daralsak hep hızır gibi yetişir her işimize ...sag olsun .
bir gün damda su deposunun içini kontrol eder içi oldukca kirli gözükür. dibinde tortular vardır . içinin boyası atmış yer yer kavlamış ve paslanmıştır. suyu boşaltır. bir kaç gün deponun içerisinin boşalmasını kurumasını bekler . zimpara moturunu alarak varilin içine girer. tüm içini makina ile zimparalamaya başlar bu arada hava toz duman olur aspire etmemek için maskede takar zimparaya devam eder. içi pırıl pırıl olmuştur. dişarı çıkar ama bu arada nefes darlıgı hisseder bu durum onu çok ta rahatsız eder nefes almak gittikce zorlaşır . arkadaşım bu nefes darlıgı ile bayagı ugraştı gögüs doktorları bu sıkıntının zimpara sonu cigerlere çöken demir tozundan ileri geldigini dile getirdiler. o günden beri depo temizlemeye yeminli kendisi .ama üretime devam . özellikle nefesi açıldıgından beride çapa makinası ile yogun ugraş verir .kössü =köstebeki tapanca ile yakalamada vurmada da rakip tanımaz bir avcıdır kendisi .ne zaman daralsak hep hızır gibi yetişir her işimize ...sag olsun .
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






.jpg)



