23 Şubat 2013 Cumartesi

kayseri hastanesi-italyan ortaklı

özel sektör-kamu hastaneleri
neredeyse 2 yıl önce idi başbakan erdogan ın türk italyan işbirligince yapılacak büyük hastanenin temeli atılalı . türk tabibler birligi yargıtaya dava açtı türk hekimleri için hahsız rekabet yaratılacak diye ve bu güne kadar inşaata çivi bile çakılmadı . tbmmeclisinden tasarı geçti.2015 e kadar hastane bitmiş olup hasta kabulüne başlayacak diyorlar ilk yapılacak hastanede  kayseride olacak diyorlar . amerikadakı örnekler gibi bir hastane olacak alış veriş merkezleri . oteller hep bu komplexin içinde olacak .  kayseri için belirlenen yer şekerden sonra yeni termnal yeni çevre yolu üzerinde olacak . yüzlerce dönüm arazi üzerine oturacak.bu komplex nuh naci üniversitesi yakınında .bu civarda önümüzdeki birkaç yılda  altına hucum anlamında  bir yapılaşma kaçınılmaz gözüküyor .

17 Şubat 2013 Pazar

erciyes kayak merkezi

14 şubat ve 17 şubat 2013 de  erciyeste idim .  bu ik igün öncesinde  gecede kar yagmış sanki gelin kız erciyes  gelinligini giymiş o beyaz temiz harika masumiyetine bürünmüştü .tekir kapıdan erciyes kapıya oradanda  hacılar kapıya geçtim .  perşembe günü  hafta içi olmasına ragmen tekir kalabalıktı .  diger iki yerde saat 13 den 16 ya kadar  3 saat aralıksız tertemiz bakir pistlerin hakkını vererek doyasıya kaydık .
resimler gültepe arkaşlarım ve 2013 kışı hisarcıkta.
pazar günü erciyes festivalinin 2. günü idi saat 9 da çok tenha idi bir saat içinde kalabalık arttı .  konser alanı   sivillerle doldu . bizde halilin yurdu denen erciyes kapıya geçtik oradanda hacılar kapıya vardık . oralar tenha yine doyasıya saat 12 ye kadar  pistlerin altını üstüne getirerek  kaydık .bu saatte binlerce araba park etmişti tüm şehir daga akın etti. burada park görevlileri çok iyi çalışıyorlar  bir kargaşa trafık tıkanıklıgı yok .erciyesin tesisleri alpleri aratmıyor . tek eksik şimdilerde suni kar yagdıracak sistemlerin çalışmaması .  göletten beslenen sistem  çalıştıgında pistler sarı yeşilimsi bir renke bürünüyor sanki işenmiş gibi bir renk. dogal olarak küresel ısınma sonucu eski kışlar ve karlarda yagmıyor . dua edelim karımız çok yagsın . tüm gelişmeler buna baglı...

5 Aralık 2012 Çarşamba

ankarada oteler

1950 li yıllarda ankara dedeman oteli ile modern bir tesise kavuştu . yıllarca bu otele rakip gelmedi . tüm dügünler tüm toplantılar burada olurdu varsa dedeman yoksa dedeman . tüm türkiye işlerini halletmek için ankaraya taşınır hali vakti yerinde olanlar bu otelde kalırdı . devlet merkezi ankara idi . lokal oteritelerin pek yetkisi yoktu . tüm teşvikler tüm yargı işleri doviz tahsisleri herşey ama herşey ankarada hallolurdu . dedeman ailesi bu konaklamalardan  ve maden işlerinden bayagı nemalanmış zenginleşmişti .  kayseride de ahmet turan 27 mayıs caddesinde turan otel ve hamamını açmıştı . o yıllarda evlerde sıhhı tesısat bile yoktu . çok kişi hatta herkez sabah  hamama gider orada banyosunu yapar işine öyle giderdi . seks sonrası cunup vaziyetleri herkezi  çok tedirgin ederdi allah muhafaza  bu vaziyette ruhu teslim eden kendini cehennemde bulurdu adım bile atmak çok ama çok günahtı islam inancına göre . keza kadınlar o yıllarda  topluca hamamlara gider hijyenik temizlik  yanın da turşulu sazlı sözlü piknik havasında banyo yaparlardı .biz erkek çocuklar 10 yaşı sonrası hamama  nadiren götürülürdük osmanlı yaşlı kadınlar ' anam bunun sesi kart horuz sesi olmuş artık getirme diye tavır koyarlardı . zaman zamanda  hamamda bir şayia dolanır aman damda erkekler var  kadınları dikizliyor diye panik yaşanır çıglıklar bir birine karışırdı . hamamın idaresi natır denen oteriter bir kadına verilirdi . bu kadına kim fazla bahşiş verirse o  torpilli ve varlıklıyı kurna dibine oturturdu . garibanlar kurnadan oldukca uzakta yerlerini alırdı .  kadınlar arası zaman zaman kıyasıya kavgalar olur .çözümü  işi tatlıya baglayanı yine natır olurdu . hamamlar odun ateşi, ve fırınlar gibi kamış ile ısıtılırdı fuel öil kömür ve dogal gaz o yıllarda hiç yoktu..  kayserideki meşhur hamamlar deveci hamamı hunat hamamı ve selahattin hamamı idi . kadı hamamı bizim mahalleden oldukca uzaktı . turan otelinin roofu içkili lokanta olarak yıllarca gidilebilen güzel restoranlardan biri idi rakipsiz çalıştı ve turan ailesini maddeten coşturdu.1983 e iktidara gelen özalın teşvik tedbirleri ile türkiyede yüzbinlerce yatagı olan binlerce otel ve tatil köyleri kuruldu. bu sektör rekabete açıldı kalite hissedilir şekilde hizmetle beraber yükseldi .otel zincirleri oluştu .Rixos gibi. kapital rusya -azeri. kapitali . ankaradaki 1 aralık 2012 tolga  imamoglu dügünü için rixosta kaldık .iyi yapılmış bir otel işletmeci rixos. otel dolup taşıyor . pilotlar hostesler civa gibi bakımlı insanlar her yerde göze çarpıyor . otelde yogun olarak cam kullanılmış .dıştan içi göstermeyen camlar . otelin  banyosu ve küveti çok ilginçti . suit odada meclisi seyrede seyrede jakuzili uzun bir pazar banyosu yaptık .gece gördügümüz gelin belkide ankaranın en güzel kızı idi. helal sana tolga dedik...

26 Kasım 2012 Pazartesi

24.11.2012 günü pgs saat 08 uçagı ile kayseriden istanbula geldim . İSG hotelde standart bir odam vardı.bunu reseptıondaki  bayanlar upgrade yaparak harika kral dairesini bana TAHSİS ETTİLER HİÇ BÖYLE BİR ODADA KALMAMIŞTIM . ... harika.herşey mükemmel. tüm çabalara ragmen kısmeti insanların eksik olursa böyle oluyor istifade edermiyorlar . sanki cennetti burası .keşke cennet standartlarıda böyle yüksek olsa .içime sinmedi dogrusu . . hemen süt beyaz bornuzu giydim ve spa ya indim . aman allahım . bu ne lux bu ne zenginlik . hemen saunaya kendimi attım . 2 seas sponrası sanki yeniden dogdum . . kahvaltı salonuna vardıgımda sanki kuşun sütü bile vardı açık büfede yine içime sinmedi halbuki sadece paylaşmak istemiştim .sonra havataş  ile mecidiyeköye kadar nefis manzaralar bogazda yalıları teget de geçerek florya hattına  geçtim . abdullah gürsoy sıcacık bir dost nede güzel karşıladı . sohbeti ve ikramları beni birazda olsa stresimden arındırdı . nefis mercedesler sundu . hepsinin kokuları bile insanı bir hoş ediyor . degişik renkler ve modeller . dişine DANIŞ .AMA BEN BUNLARI ÇOKTAN AŞTIM.Bana sarı mauntain bike daha uygun ....oradan deniz otübüsü ile kadıköye vardım . iyot kokusu da bana ilaç gibi geldi kadıköy iskelesinde  yagmur trafik ve koşan durmadan koşan insanlar mirkelamı hatırlattı o hem koşar HEMDE DURMADAN ŞARKI SÖYLERDİ BENDE ŞARKILAR MIRILDANARAK SABİHA GÖKŞENE ULAŞTIM.. OLDUKCA ÜŞÜMÜŞTÜM . RECEPTION A rica ettim 10 dakıka sonra sanki büyük sahra çölünün sıcagında saunadaydım yine 2 seans sauna yaparak tüm streslerimden arındım . kral dairesindeki tv ekranı oldukca genişti nefis bir film izledim . gece yarısına dogru o nefis yastıga sarıldım . uyumuşum sabah kalktıgımda saat herzamanki saatti 0630  hemen sportif kıyafetleri giyerek civarı taramaya başladım .  bu tur 1 saat kadar sürdü . hava nefisti .yagmurda geceden durmuştu.  küveti doldurdum sımsıcaktı .  iyice gevşedim . yaşamak ve yaşam gurusu olmak buna derim ben . kahvaltıda özellikle somon dumanlı peyniri sevdim bir de kivi yedim . .haberleri laptopda izleme sonrası kendimi havataş otübüsünde buldum .  güzel bir pazar finasın loungunda  JB ile devam etti . iyiki kendime bu hafta sonunu ayırmışım bunu galiba sık sık ta yapmalıyım ....

3 Kasım 2012 Cumartesi

Stuttgart ,
ipekleri stuttgart tan yolcuettikten sonra heidelberge kadar  devam ettik neckar kenarında  güzel bir üniversite şehri . ISG hoteli şehre 10 km kadar uzaklıkta.  kahaltısı ve saunası harika . orada yattık . saat 10 da yola revanoşlarak dortuntta kadar devam ettik . zaman zaman otobandan ayrılarak sauerland siegen taraflarını dolaştık .  dortmunda unique otele indik  suıt 65 Euro.  araba parkı içinde 12  euro ödemek gerekti .   akşam da nevzatlarla beraberolup hasret giderdik .  bir uzak dogu retorantına hemen hauptbahnhof arkasında 2. katta . gittik nefis deniz ürünlerinden 2 şer portıon yedik . kanguru eti bile var. onlara karadeniz den hocanın fındıgından verdik 2 kgr.  belkide berlind

2 Kasım 2012 Cuma

kurban bayramı2012

Strassburg,
25.ekim 2012 tarihindebu güzel şehri hem araba hemde boot la gezdik.hayran kaldık . ren nehri   kenarında bulunan bu 250 bin nufuslu fransız şehri. milattan önce kurulmuş orta çagda.  200 yıllık bir sürede NÖTR DE DAME  KATADRELİNİ YAPMIŞ. O NE ESTETİK O NE SABIR HEYKELTRAŞ VE SANATKARLARDA AGZIMIZ AÇIK KALDI . MATBAYI BULAN GÜTENBERG MAİNZ DOGUMLU onu o şehirde çok yüceltmişler heykelini dikip müzesini  açmışlar .13 yıl da gütenberg strasburgda  kalmış bir marangöz ve bir dökümcü ile de  beraberce çalışarak matbanın icadında  ana rölü oynamış . onunda bu şehirde özel bir yeri var .  heykeli ve müzesi ziyaretcilere açık . keza nopolyonda buralı. onada yenilgilerine ragmen yer var halkın gönlünde .  bize matbanın gelişi neredeyse 250 yıl sonra ibrahim müteferrika işimli bir macar ile  olmuş kuran basmak günah düşüncesi bize ilmi irfanı  geciktirmiş . avrupa parlementosuda modern şehir alanına yapılmış unesco nun ilk kültür mirası  strassburg için yapılmış .  tüm çevre sulak dümdüz ovalarla çevrili ve çok bereketli . özellikle mısır bugday ve üzüm tarla ve bagları  her yanda.  alsace da  mülhausen bir sanayi şehri makina   araba  ve tekstıl imalatı agırlıklı bir geşmişi var. 400 arabalık bir oldteimer müzesi var . kaldıgımız semmersheim dan stuttgarta  kara ormanların içinden yüksek daglardan geçerek vardık her tarafta nefis  manzaralar gördük. sanki uludag atmosferi yaşadık ekim sonunda kar topu bile oynadık .

5 Ekim 2012 Cuma

çocuk gözü ile AŞK,
çocugun birine sorarlar sence aşk  nedir ? tarif et diye o,da anlatır :
babaannemin  beli rahatsızdı egilip dogrulamıyordu . dedem egilip dogrulamayan babaannemin ayak  parmaklarındaki  tırnaklarına öje sürdü ....bence aşk budur der yaşından beklenmeyen bir olgunluk ile .
tabii herkezin aşkı tarifi farklı olabilir ama aşkın bir hizmet verme ve fedakarlık gösterme yanı hep olmalı .gerçek aşkta egoya pek yer yok...misal olarakta leyla ile mecnuna,  romeo ile juliete,kerem ile aslıya bakmak lazım ...sev ve vermekten asla  geri durma...dünyada olan fırtınalar koparan tüm olumsuzluklar sevgisizlikten olmakta.pkk nın bir vakitler 2. adamı olarak bilinen parmaksız zeki lakablı  şemdin sakık  bile aşk ile dagdan indi  yakalandı silahı bırakıp öldürmekten vazgeçti.kitap yazdı resim sergisi açtı diyarbakır ceza evinde .incelemeye deger bir hayat ...aşk nelere kadir...

22 Eylül 2012 Cumartesi

İslam peygamberini aşagılayan 2005 deki danimarka karikatürleri bu alemi oldukca meşgul etmişti . şimdide amerikada çekilen bir film  uyduruk bir rejisör tarafından çekilmişti bu film .  ve fransada  yine hz. muh. aşagılayan karikatürler çalkantılara sebeb oldu .  cuma namazı camiden çıkan  heyecanlı gruplar siyasi  gövde gösterisi yapıyor ve batılı ülkeleri bilhassa amerikayı yerden yere vuruyorlar .batılılarda düşünce özgürlügümüz var sanata yön vermemiz mümkün degil diye dayatı yorlar ama tarih boyu bizim cografyada sanatla din hep çatıştı zaten .
Bundan 150 yıl önce  başkan Lincoln eşitligi ilan ederek köleligi kardırdı.özellikle amerikanın uçsuz bucaksız verimli tarım alanlarının ekimi biçimi  çok fazla insan gücüne ihtiyaç duyardı . afrikadan toplanan genç sıhhatli insanlar  gemilerle  atlantik ötesine taşındı .   diskıriminasyon her alanda  vardı zencilerin  okullarından başlayarak ötübüste oturacakları yerlere kadar her şey ikiye ayrılmıştı .  sıyahlar ve beyazlar . siyahların haklarını elde etmeleri hiç de kolay olmadı .   zenci liderler  bireysel başkaldırılar   bir sürüde  cana mal oldu .  ama sonund kanun önünde en azından iki renkte eşit kılındı . özellikle 1960 lı yıllarda  sydney  power filmleri  izlemiştik çogunun konusu  da sosyal içerikli diskriminasyondu .